Denizlerde iklim krizi ve mavi dönüşüm Trabzon'da masaya yatırıldı
· Milliyet Ekonomi

Trabzon'da düzenlenen Mavi Diyalog Zirvesi'nde deniz ekosistemlerinin korunması, yeşil liman dönüşümleri ve iklim krizine karşı hayata geçirilen somut mavi ekonomi adımları ele alındı.
Trabzon'da Mavi Diyalog Zirvesi
Trabzon’da düzenlenen Mavi Diyalog-Okyanus ve Denizlerde İklim Değişikliği ve Dirençlilik Programı ile Okyanuslar, İklim ve Mavi Ekonomi Üst Düzeyli Bakanlar Oturumu, küresel çevre stratejilerinin kalbi oldu. İklim krizinin deniz ekosistemleri üzerindeki baskılarının tartışıldığı zirveye COP31 Başkanı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu liderlik etti. Toplantıya Trabzon Valisi Tahir Şahin, milletvekilleri Adil Karaismailoğlu, Yılmaz Büyükaydın, Vehbi Koç, Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç ve çok sayıda uluslararası temsilci katılım sağladı.
Mavi Vatan ve Deniz Koruma
Programın açılışında konuşan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, denizlerin korunmasının taşıdığı hayati öneme dikkat çekti. Uraloğlu, Akdeniz havzasında deniz kültürünün derin köklerine değinerek şu değerlendirmelerde bulundu:
"Okyanusların çığlığına kulak vereceğimiz Mavi Diyalog programı vesilesiyle sizlerle bir arada olmaktan büyük memnuniyet duyuyorum. Akdeniz havzasındaki ülkeler arasında denizin dilini en iyi anlayan, denizle aynı dili konuşan bir millet olarak, denizlerimizi mavi vatan olarak görmemiz de bunun doğal bir sonucudur. Hatta Mavi vatanımıza öyle sevdalıyız ki bizler çocuklarının adını ‘Deniz, Ege, Derya, Bahri’ koyan bir milletiz. Kimimizin soyadı ‘Karadeniz’, kimimizin ‘Akdeniz.’ Bu nedenle bir yandan, ülkemizin küresel ölçekte rekabet gücünü artıracak adımları atarken, denizlerimizin ve kıyılarımızın temizliğine, florasının ve faunasının korunmasına ilişkin düzenleme ve altyapı tesisini göz ardı edemeyiz. Bu programı denizlere açılan en güçlü kapılarından biri olan Trabzon’da yapmak, başta Karadeniz olmak üzere tüm denizlerimizin nabzını tutmak demektir"
İklim Değişikliğinin Ağır Ekonomik Bedeli
İklim krizinin yalnızca teorik bir mesele olmadığını, kıyı erozyonu ve deniz suyu sıcaklık artışı gibi etkilerle doğrudan sahada yaşandığını belirten Abdulkadir Uraloğlu, küresel çapta atılması gereken cesur adımlara odaklandı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu konuşmasında şunları kaydetti:
"Kıyı erozyonu, deniz suyu sıcaklık artışı, aşırı hava olayları ve ekosistem baskısı, burada teorik bir konu değil, günlük hayattır. Geçen haftalarda Nepal’de meydana gelen sel felaketinde de gördüğümüz üzere özellikle iklim değişikliği, günlük yaşantımızı etkiliyor olmasının yanı sıra çok büyük can kayıpları ve olumsuz ekonomik sonuçlara da yol açıyor. Günümüzde bu değişim insan kaynaklı; fosil yakıtların kullanımı, orman yangınları, karbon ayak izi oranlarının yükselmesi ve aşırı tüketim alışkanlıkları gibi nedenlerle ilişkilendiriliyor. Küresel üretim devam ettikçe ve enerji talebi arttıkça, iklim değişikliğiyle ilgili hedefleri karşılamak için ülke yönetimlerinin ve iş dünyasının cesur ve koordineli olması gerekiyor. Bugün burada, okyanuslarımızın ve denizlerimizin geleceği için bir araya geldik. Bakanlık olarak tüm faaliyetlerimizde; yenilenebilir enerji kullanımının arttırılması, ulaşım odaklı sera gazı emisyonlarının azaltılması, düşük emisyonlu ulaşım türlerinin teşvik edilmesi ve bunları destekleyecek altyapının oluşturulmasına odaklıyız. Vizyonumuz, Avrupa Yeşil Mutabakatı, Paris İklim Anlaşması ve Avrupa İklim Yasası gibi Avrupa Birliği’nin temel yaklaşımları ile de birçok ortak paydaya sahiptir"
Deniz Ticareti ve Yeşil Lojistik
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı verilerine göre küresel yük taşımacılığının yüzde 88’i, Türkiye’nin de dış ticaretinin yüzde 85’i deniz yoluyla gerçekleşmektedir. 218 liman tesisi, 85 faal tersane, dünyanın en büyük filolarından biri olan Türk sahipli ticaret filosu ve 144 bini aşkın gemi insanıyla denizcilik sektörü, milli ekonominin temel omurgasını oluşturmaktadır. Gemi inşa sanayisinde sipariş büyüklüğü açısından dünyada 7’nci, mega yat üretiminde ise 2’nci sırada yer alan Türkiye, gemi geri dönüşümünde de Avrupa liderliğini elinde tutmaktadır. Bakanlık, bu büyük kapasiteyi karbon ayak izini azaltacak yeşil lojistiğe dönüştürmeyi temel politika olarak benimsemiştir.
Limanlarda Yeşil Dönüşüm ve Teşvikler
Denizcilik sektöründe yeşil dönüşümün hızlandırıldığını ifade eden Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, somut adımları ve uluslararası finansman mekanizmalarını şu sözlerle aktardı:
"Ulaştırma sektörünün her modunda olduğu gibi denizcilikte de sera gazı takibi ve azaltımı için somut adımlar atmaya devam ediyoruz. Küresel yük taşımacılığının yüzde 88’i, Türkiye’nin de dış ticaretinin yüzde 85’i deniz yoluyla gerçekleşmektedir. 218 liman tesisi, 85 faal tersane, dünyanın en büyük filolarından biri olan Türk sahipli ticaret filomuz ve 144 bini aşkın gemi insanımızla denizcilik, hem ekonomimizin hem de iklim politikamızın omurgalarından biridir. Gemi inşa sanayimiz siparişte dünyada 7’nci, mega yatlarda 2’nci, gemi geri dönüşümünde Avrupa’da lider konumdadır. Bu kapasiteyi yeşil ve akıllı lojistiğe dönüştürmek, kabotajın ikinci yüzyılını Türkiye yüzyılı ile birleştirmek demektir. Gemi kaynaklı emisyonların azaltılması, yeni nesil yakıtlar, enerji verimliliği, limanlarda yeşil dönüşüm ve mavi karbon ekosistemlerinin korunması bakanlığımızın önceliklerindendir. Şu anda Yeşil Liman Sertifikasına sahip 4 limanımız var. Mevzuatımızla, yeni inşa edilecek veya mevcut alanını yüzde 25’ten fazla genişletecek belirli kıyı tesislerini yeşil liman kriterlerine uygun hale getirmeyi zorunlu kıldık. Yani ülkemizde 2028 sonunda yeşil kruvaziyer limanı, 2030 yılında da yeşil konteyner limanı göreceğiz. AB tarafından kabul edilen ‘Denizcilikte Dekarbonizasyon ve Yeşil Deniz Taşımacılığının Desteklenmesi’ projemiz ile sektörümüze Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’ndan hibe ve uzun vadeli uygun maliyetli kredi desteği alıyoruz. Yakın zamanda 2 limanımız buradan alacağı hibeler ile limanlarına elektrik ikmal sistemi kuracaklar. Tüm denizcilerimizi bu projedeki hibelerden yararlanmaya davet ediyoruz. Bakanımız Sayın Murat Kurum’un COP31 Başkanlığı döneminde Türkiye’nin üstlendiği ev sahipliği, denizcilik politikalarımızı küresel iklim müzakerelerinin uygulama zeminine taşımak için somut bir imkan sunmaktadır"
Okyanus Ekosistemleri Devasa Risk Altında
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, okyanusların ve iç denizlerin durumunun kritik bir eşikte olduğunu vurgulayarak şu açıklamayı yaptı:
"Üç tarafı denizlerle çevrili cennet vatanımızda, Karadeniz, bizim en kıymetli değerimizdir. Bu yönüyle, Trabzon’daki bu önemli buluşmamız, COP31 yolculuğumuzun en anlamlı duraklarından biridir. Çünkü hem Karadeniz, hem de tüm denizlerimiz iklim değişikliğinden negatif etkiler alıyor, ortak evimiz dünyamızın mavi akciğerleri adeta alarm veriyor. Açık ve net söylüyorum. Üç milyardan fazla insanın geçim kaynağı olan, soluduğumuz havanın yarısını üreten okyanuslarımızın geleceği devasa bir risk altındadır. Araştırmalara göre; ‘okyanus ekosistemlerindeki bozulmanın ekonomik maliyeti 2050 yılına kadar 400 milyar doları aşabilir.’ Şayet gerekli tedbirler alınmazsa dünyamız gerek çevresel açıdan gerekse ekonomik, sosyal ve jeopolitik açıdan ciddi risklerle karşı karşıya kalacak. Bugün gelinen noktada; okyanusların karşı karşıya bulunduğu çok boyutlu sorunların çözümü bakımından, mevcut çalışmalar yetersizdir. Diğer taraftan, ilerleme kaydetmeye başladığımızı da görüyoruz. Akdeniz ve Karadeniz’de balık stoklarında yüzde 15 oranında iyileşme kaydedildi. Dijital ikiz uygulamaları gibi teknolojik çalışmalar ilerliyor, mavi ekonomi uygulamaları giderek yaygınlaşıyor. Ancak bu olumlu gelişmeler, karşı karşıya olduğumuz büyük sorunu çözmek için halen sınırlı kalıyor"
Balık Stoklarında Yüzde 15 İyileşme
Bakanlık tarafından yürütülen koruma faaliyetleri ve dijital ikiz uygulamaları sayesinde Akdeniz ve Karadeniz havzalarında balık stoklarında yüzde 15 oranında iyileşme kaydedildi. COP31 Başkanı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları doğrultusunda sudaki yaşamın korunması için deniz koruma alanlarının yüz ölçümünün genişletildiğini belirtti. Sorunların aşılması için bütüncül bir yaklaşım çağrısında bulunan Bakan Kurum şu ifadeleri kullandı:
"Çözümün karşısındaki sınırları aşalım, meseleye bütüncül bakalım, ortak ve kararlı bir iradeyle her sorunu aşalım"
Akdeniz İklim Merkezi ve İş Birlikleri
İklim değişikliğine uyum kapasitesini güçlendirmek amacıyla Türkiye'nin 2021 yılında gündeme getirdiği Akdeniz İklim Merkezi projesi, 2026 yılı itibarıyla Akdeniz ülkelerinin ortak kararıyla resmen hayata geçirildi. Bakan Kurum, denizlerin anlık sistemlerle izlendiğini belirterek Pasifik ve Afrika ülkelerinden Avustralya'ya kadar geniş bir coğrafyayla mavi finansman ve veri paylaşımı alanında ortak mekanizmalar kurduklarını, bölgesel iş birliğini küresel ölçeğe taşıdıklarını ifade etti.
Deniz Çayırlarını Koruyan Mapa Sistemi
Deniz biyolojik çeşitliliğini doğrudan koruyan adımları aktaran COP31 Başkanı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, 8 Eylül'de Fethiye-Göcek bölgesinde devreye alınan Mapa-Şamandıra Sistemini şu sözlerle anlattı:
"Türkiye olarak, iklim değişikliğinin olumsuz etkilerinden en fazla etkilenen bölgelerden biri olan Akdeniz’de iklim değişikliğine uyum kapasitesinin güçlendirilmesi amacıyla bir merkez kurulması önerisini 2021 yılında gündeme getirmiştik. Mutlulukla ifade etmek isterim ki bu hedefe, 2026 yılı itibarıyla ulaştık ve Akdeniz ülkelerinin ortak kararıyla hayata geçirdik. Yine, iki gün önce, 8 Eylül’de, Fethiye-Göcek’te denizlerimizi koruyacak Mapa-Şamandıra Sistemimizin tanıtımını gerçekleştirdik. 17 koyda 856 tekneye hizmet veren bu sistemle, bir çapanın deniz tabanında bir pulluk gibi sürüklenerek deniz çayırlarını sökmesine, balıkların yaşam ve üreme alanlarını tahrip etmesine mani olduk. Denizlerimizi, göllerimizi anlık takip ediyor; adeta bir seferberlik anlayışıyla temizlik yapıyor; denetimlerle kirletenlere karşı ciddi yaptırımlar uyguluyoruz. Denizlerimizin neye ihtiyacı olduğunu çok iyi biliyoruz. Ve yine biz; tüm denizlerimizin, farklı adlarla anılsa da aslında birbirine bağlı, tek bir iklim ve tek bir hayat sistemi olduğunu biliyoruz. Bu anlayışla; ‘Okyanus ve Denizler’ temasını COP31 Eylem Gündemi’nin önceliklerinden biri haline getirdik. Başta Avustralya olmak üzere Pasifik ve Afrika ülkeleri, İklim Şampiyonları ve okyanus alanındaki tüm paydaşlarla iş birliğimizi her geçen gün geliştirdik. Bölgesel iş birliğini küresel düzeye taşıyor, verilere erişimi kolaylaştırıyor ve mavi finansman için yeni imkanlar geliştiriyoruz. Her şeyden önce, okyanus alanındaki tüm paydaşları ortak hedefler etrafında buluşturuyoruz."
Mavi COP Yaklaşımı ve Gelecek
Trabzon'daki temasları toparlayan COP31 Başkanı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Türkiye'nin uluslararası liderlik hedeflerini şu sözlerle vurguladı:
"Burada gerçekleştireceğimiz iki günlük çalışmaların sonunda da, ‘Mavi COP’ yaklaşımımız doğrultusunda somut, uygulanabilir ve üzerinde uzlaşılan çıktılar ortaya koymayı hedefliyoruz. Trabzon’da şekillenecek bu çıktıları, COP31’de küresel eyleme taşıyacak, uygulanabilir sonuçlara dönüştürmek için çalışacağız. Mesele, insanlığın ortak evini korumaktır. Bugün vereceğimiz kararlar, yarının dünyasını şekillendirecektir. Ve tarih, iklim krizinin kapımıza dayandığı bu dönemde ne söylediğimizi değil, ne yaptığımızı hatırlayacaktır. Okyanusların korunması hepimizin ortak sorumluluğudur. Artık bu sorumlulukları somut adımlara dönüştürmenin zamanıdır. Gidişatı değiştirmek bizim elimizde. Bunun için ülkeler arasında daha güçlü iş birliğine, bilgi ve deneyim paylaşımına ve birlikte harekete geçmeye ihtiyacımız var. Türkiye olarak, denizlerimizin korunması konusunda edindiğimiz tecrübeyi ve başarılı uygulamalarımızı paylaşmaya hazırız. Başta Avustralya ve Pasifik Ada Devletleri olmak üzere, önceliklerini bilerek; tüm ortaklarımızla iş birliğimizi güçlendirmek ve başarılı uygulamaları birlikte yaygınlaştırmak istiyoruz. Bu vizyonu hayata geçirmek, okyanuslarımızı ve denizlerimizi korumak için somut adımlar atmak üzere hepinizle birlikte çalışacağız. Karadeniz’imiz hırçın dalgalarıyla bilinir ve o hırçın dalgalar bize şunu öğretir; Rüzgar ne kadar güçlü olursa olsun, rotasını bilen ve birlikte hareket edenler mutlaka güvenli bir limana ulaşır. İnsanlık olarak rotamız bellidir. Rotamız; temiz denizlerdir. Rotamız; dirençli kıyılardır. Rotamız; çocuklarımıza bırakacağımız daha adil, daha yeşil ve daha mavi bir dünyadır. Toplantımızın tüm taraflar açısından verimli olmasını diliyor; değerli katılım ve katkılarınız için hepinize teşekkür ediyorum."
| Değer | Dönem | Ölçüm |
|---|---|---|
| 88 % | 2026 | Küresel yük taşımacılığında deniz yolu payı |
| 85 % | 2026 | Türkiye dış ticaretinde deniz yolu payı |
| 218 adet | 2026 | Türkiye'deki liman tesisi sayısı |
| 85 adet | 2026 | Faal tersane sayısı |
| 144 bin | 2026 | Kayıtlı gemi insanı sayısı |
| 7 sıra | 2026 | Gemi inşa sanayi sipariş dünya sırası |
| 2 sıra | 2026 | Mega yat üretiminde dünya sırası |
| 4 adet | 2026 | Yeşil Liman Sertifikasına sahip tesis sayısı |
| 400 milyar $ | 2050 | Okyanus ekosistemi bozulmasının küresel maliyet tahmini |
| 15 % | 2026 | Akdeniz ve Karadeniz balık stoklarındaki iyileşme oranı |
| 17 adet | 2026 | Fethiye-Göcek Mapa-Şamandıra Sistemi koy sayısı |
| 856 adet | 2026 | Fethiye-Göcek sistemi tekne kapasitesi |