Tarım Portalı
Tarımın doğru adresi

Medeniyet, Sanat ve Gelenek (Geçmişi Taşımak Değil, Geleceği İnşa Etmektir)

· Halil ETYEMEZ

Medeniyet, Sanat ve Gelenek (Geçmişi Taşımak Değil, Geleceği İnşa Etmektir)

Geçtiğimiz hafta Erdemli Yöneticiler Akademisi (EYAD) Kitap Müzakere Grubumuzda, kıymetli arkadaşımız Harun Çakır tarafından Prof. Dr. Sadettin Ökten’in Gelenek, Sanat ve Medeniyet adlı eseri sunuldu. Sunumun ardından kitabı farklı yönleriyle müzakere etme imkânı bulduk. Ben de kitabı okuyarak müzakerelere katıldım. Kitap ilerledikçe, bunun yalnızca sanat veya gelenek üzerine yazılmış bir eser olm

Geçtiğimiz hafta Erdemli Yöneticiler Akademisi (EYAD) Kitap Müzakere Grubumuzda, kıymetli arkadaşımız Harun Çakır tarafından Prof. Dr. Sadettin Ökten’in Gelenek, Sanat ve Medeniyet adlı eseri sunuldu. Sunumun ardından kitabı farklı yönleriyle müzakere etme imkânı bulduk.

Ben de kitabı okuyarak müzakerelere katıldım. Kitap ilerledikçe, bunun yalnızca sanat veya gelenek üzerine yazılmış bir eser olmadığını; aslında bir medeniyet muhasebesi olduğunu daha iyi fark ettim.

Bugün en çok teknoloji, ekonomi ve şehirleşmeyi konuşuyoruz. Oysa bunların tamamı, daha derinde bulunan bir medeniyet tasavvurunun ürünüdür. Medeniyet, önce insanın dünyayı anlamlandırma biçimini kurar; ardından şehirlerini, kurumlarını, sanatını ve hayat tarzını şekillendirir.

Sadettin Ökten’in en önemli katkılarından biri de dikkatlerimizi yeniden bu noktaya çevirmesidir.

Kitapta geçen şu tespit üzerinde özellikle durmak gerektiğini düşünüyorum:

“Her medeniyet anlayışı insanını kendi ufku ve dünyası içinde yetiştirir. Toplum sanatıyla kendini ifade eder; hem halde var olmanın hem de istikbalde devam etmenin yolu sanattan da geçer.”

Bu cümle aslında kitabın özüdür.

Çünkü sanat, çoğu zaman yalnızca estetik bir faaliyet olarak görülmektedir. Oysa Ökten’e göre sanat, bir medeniyetin kendisini ifade etme dilidir. Nasıl ki insan düşüncesini kelimelerle anlatıyorsa, medeniyet de ruhunu sanatla anlatır.

Bugün şehirlerimize, mimarimize, musikimize, edebiyatımıza ve gündelik hayatımıza baktığımızda hangi medeniyet tasavvurunun izlerini taşıyoruz? Bu soru yalnızca sanatçılar için değil, hepimiz için önemlidir.

Kitabın dikkat çekici yönlerinden biri de “gelenek” kavramını yeniden tanımlamasıdır. Günümüzde gelenek çoğu zaman geçmişi olduğu gibi tekrar etmek şeklinde anlaşılmaktadır. Oysa yazar bunun çok ötesinde bir bakış sunmaktadır.

Şöyle diyor:

“İlk bakışta gelenek, biçimsel bir mahiyet arz eder. Ancak unutulmamalıdır ki her geleneğin arkasında ona hayat veren, onu biçimlendiren ve anlamlı kılan sistematik bir değer vardır.”

Bu yaklaşım bana göre son derece önemlidir.

Çünkü gelenek; eskiyi koruma refleksi değil, özü geleceğe taşıma sorumluluğudur.

Biçimler değişebilir.

Araçlar değişebilir.

Üsluplar değişebilir.

Fakat değerler yaşadığı müddetçe medeniyet de yaşamaya devam eder.

Kitapta dikkatimi çeken bir başka husus ise güzellik anlayışıdır.

Modern dünyada güzellik çoğu zaman estetik zevk veya lüks olarak görülmektedir. Oysa Sadettin Ökten, insanın güzelliğe yönelişini varoluşunun ayrılmaz bir parçası olarak değerlendiriyor.

Şu ifadeleri bunun en güzel örneklerinden biridir:

“Çağın idraki ve güzellik anlayışı zamanla değişir ama insanın mutlak güzelliğe olan mecburiyeti asla.”

Gerçekten de insan yalnızca bilgiyle değil, güzellikle de olgunlaşır.

Şehirlerin estetiği…

Mimarinin dili…

Musikinin inceliği…

Şiirin derinliği…

Hat ve tezhibin zarafeti…

Bunların tamamı bir medeniyetin ruhunu besleyen damarlardır.

Kitabın başında Yahya Kemal, klasik şiirimiz, şehir kültürü ve geleneksel sanatlarımız üzerinden yapılan değerlendirmeler de okuyucuya önemli ufuklar açmaktadır. Özellikle kimliğin, tarihî hafızadan ve medeniyet birikiminden beslenmesi gerektiğine dair tespitleri üzerinde uzun uzun düşünmeye değerdir.

Kanaatimce bu eser, geçmişe nostaljik bir özlem çağrısı değildir. Aksine, köklerinden beslenerek geleceğe yürüyebilen bir medeniyet anlayışının mümkün olduğunu göstermektedir.

Bugün bize düşen görev; geçmişi taklit etmek değil, geçmişin taşıdığı hikmeti bugünün diliyle yeniden üretebilmektir.

Çünkü medeniyet ancak yaşayan değerlerle ayakta kalabilir.

Sanat ise o değerlerin en güçlü tercümanıdır.

Bu vesileyle, kitabı titizlikle sunarak verimli bir müzakere zemini oluşturan kıymetli arkadaşımız Harun Çakır’a, katkı sunan tüm EYAD Kitap Müzakere Grubu üyelerine teşekkür ediyor; Prof. Dr. Sadettin Ökten’i bu ufuk açıcı eseri dolayısıyla tebrik ediyorum.

Bugün her zamankinden daha fazla; medeniyetimizi yeniden düşünmeye, sanatımızı yeniden üretmeye ve geleneğimizi doğru anlamaya ihtiyacımız var.

Allah’a emanet olunuz. Hakkınızı helal ediniz.

English