Tarım Portalı
Tarımın doğru adresi

Çocuklarda Şekerli İçecek Tüketimi Yüzde 42'yi Aştı

· Anadolu Ajansı

Çocuklarda Şekerli İçecek Tüketimi Yüzde 42'yi Aştı

Türkiye'de nişasta bazlı şeker kotası yüzde 2,5 seviyesinde tutulurken, uzmanlar çocuklarda hızla artan şeker tüketiminin metabolik hastalıklara ve obeziteye davetiye çıkardığı konusunda uyarıyor.

Türkiye'de Nişasta Bazlı Şeker Kotası

Nişasta içeren bitkilerden elde edilen ve temel olarak glukoz ile fruktoz içeren nişasta bazlı şeker, dünyada sofra şekerinden sonra en yaygın kullanılan tatlandırıcı konumunda bulunuyor. Gıda sanayisinde unlu mamullerden geleneksel tatlılara, dondurmadan içeceklere kadar geniş bir alanda tercih edilen bu ürün, Türkiye'de sıkı bir denetime tabi tutuluyor. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yürütülen kota uygulaması kapsamında, ülke genelinde üretilen toplam şekerin en fazla yüzde 2,5'i nişasta bazlı şekerden oluşabiliyor. Bakanlık ekipleri üreticilerin bu yasal sınıra ve üretim standartlarına uyumunu düzenli olarak sahada denetliyor.

Pancar Şekeri ile NBŞ Farkları

Geleneksel tarımsal üretimin temel unsurlarından şeker pancarından elde edilen sofra şekeri, kimyasal yapısında glukoz ve fruktozu eşit oranlarda barındırıyor. Buna karşılık glukoz-fruktoz şurubu olarak adlandırılan nişasta bazlı şekerde bu bileşenler serbest monomer halinde yer alıyor. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Elif Özmert, NBŞ içerisindeki fruktoz oranının yüzde 42 ile 90 arasında değişebildiğini vurguluyor. Şeker pancarına kıyasla sanayide daha ucuz ve basit yöntemlerle üretilebilmesi, NBŞ'nin işlenmiş gıdalarda yaygın şekilde kullanılmasına yol açıyor.

Fruktoz Metabolizması ve Karaciğer Yağlanması

Fruktozun vücuttaki işlenme mekanizması diğer karbonhidrat türlerine göre belirgin farklılıklar gösteriyor. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Elif Özmert konuya ilişkin şu değerlendirmede bulundu:

"NBŞ'nin hastalık oluşturma riski, yüksek fruktoz içeriği nedeniyle daha yüksek. Fruktoz, diğer şekerlerden farklı bir metabolizmaya sahip. Fruktoz, karaciğerde hızla yağa dönüşüyor, tokluk hissi oluşmadığı için tüketim devam ediyor."

Yüksek fruktoz alımı insülin direncinden yağlı karaciğere kadar pek çok metabolik rahatsızlığı tetikliyor. Bu nedenle uzmanlar hangi kaynaktan olursa olsun aşırı şeker tüketiminin sağlık açısından mutlaka sınırlandırılması gerektiğine dikkat çekiyor.

Çocuklarda Şekerli İçecek Tüketim Artışı

Gıda tüketim alışkanlıklarındaki dönüşüm, çocukluk çağı obezitesinin en kritik nedenleri arasında yer alan şekerli içecek tüketimini hızla tırmandırıyor. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Elif Özmert araştırma verilerini şöyle aktardı:

"Türkiye’de 2013, 2016 ve 2022'de ilkokul 7-8 yaş grubu çocuklarında yapılmış olan çalışma her gün/sıklıkla şekerli içecek tüketen çocuk sıklığının sırasıyla yüzde 12,7, yüzde 18,4 ve en son yüzde 42,3 olduğunu bildirmektedir. Bu durum obezite riski açısından hemen önlem alınması gerektiğini vurguluyor."

Kolay ve ucuz kalori kaynağı sunan şekerli içecekler hipertansiyon ve diş çürüklerine zemin hazırlıyor.

Yeme Davranışları ve Ödül Mekanizması

Şekerli ve yağlı gıdaların düzenli tüketilmesi çocukların nörolojik yeme tepkilerini ve beslenme tercihlerini doğrudan etkiliyor. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Elif Özmert, beyindeki ödül mekanizmasına dair şu uyarılarda bulunuyor:

"Şekerli ürünlerin kullanılmasının beyindeki haz ve ödül merkezlerine etkisi söz konusudur. Adeta bir tür bağımlılık yapabilir ama henüz 'bağımlılık' ifadesi tıp literatürü tarafından tümüyle kabul edilmiş değildir ama kesinlikle tüketimi artıran bir davranışa dönüşmektedir. Bunu sadece NBŞ için değil tüm şekerli ve yağlı gıdalar için söyleyebiliriz."

Okul kantinlerinin düzenlenmesi ve sağlıklı yemek hizmeti verilmesi büyük önem taşıyor.

Yaş Gruplarına Göre Tüketim Sınırları

Sağlıklı bireylerin yetişmesi için çocukluk döneminde şeker alımının uluslararası standartlara uygun biçimde sınırlandırılması gerekiyor. Prof. Dr. Elif Özmert, bebeklikte ilk 2 yıl boyunca ilave şeker tüketilmemesini, ilerleyen yaşlarda ise ilave şekerin günlük kalorinin yüzde 5'ini aşmamasını tavsiye ediyor. Amerikan Kalp Derneğinin yönergelerine göre 2 yaşından büyük çocukların günlük şeker tüketimi en fazla 26 gram, yani yaklaşık 6 çay kaşığı düzeyinde tutulmalıdır. Ebeveynlerin hazır paketli gıdalar yerine ev yapımı besinleri ve taze meyveleri tercih etmeleri, sanayi üreticilerinin ise şeker oranını kademeli azaltması öneriliyor.

Çocukluk Obezitesinin Yetişkinliğe Uzanan Etkileri

Erken yaşlarda edinilen yanlış beslenme alışkanlıkları ve ortaya çıkan kilo problemleri yetişkinlik dönemindeki kronik rahatsızlıkların temelini oluşturuyor. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Elif Özmert risk faktörlerine dikkat çekiyor:

"Çocukluktaki hiçbir olumsuzluk çocuklukta kalmaz. O nedenle çocuk sağlığı, erişkin sağlığını belirleyen önemli bir bileşendir. Obez çocukların yüzde 55'i obez ergen olur, obez ergenlerin de yüzde 80'i obez erişkin olur."

Çocukluk döneminde başlayan obezite ilerleyen yıllarda kardiyovasküler hastalıklar, kanser, inme ve gebelik komplikasyonları gibi hayati risklerin katlanarak artmasına yol açıyor.

English