CENEVRE’DE EMEĞİN GÜNDEMİ ILO TOPLANTILARI VE ÇALIŞMA HAYATININ GELECEĞİ
· Halil ETYEMEZ

Bu günlerde yeniden dünyanın gözü Cenevre’de…Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO)’nun toplantıları bir kez daha devlet temsilcilerini, işçi sendikalarını, kamu çalışanları sendikalarını, işveren kuruluşlarını ve çalışma hayatının bütün taraflarını aynı masa etrafında buluşturuyor.Aslında ILO toplantıları sadece teknik gündemlerin konuşulduğu sıradan bürokratik toplantılar değildir. Burada emeğin gele

Bu günlerde yeniden dünyanın gözü Cenevre’de…Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO)’nun toplantıları bir kez daha devlet temsilcilerini, işçi sendikalarını, kamu çalışanları sendikalarını, işveren kuruluşlarını ve çalışma hayatının bütün taraflarını aynı masa etrafında buluşturuyor.Aslında ILO toplantıları sadece teknik gündemlerin konuşulduğu sıradan bürokratik toplantılar değildir. Burada emeğin geleceği, çalışma hayatının dönüşümü, sosyal adalet anlayışı, insan onuruna yakışır çalışma düzeni ve dünyanın yeni çalışma dengeleri konuşulur.Benim de gerek Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Yardımcılığı görevim sırasında gerekse milletvekilliği dönemimde ILO toplantılarına katılma, genel kurul çalışmalarını takip etme, uluslararası heyetlerle görüşmeler gerçekleştirme ve çalışma hayatına dair önemli başlıkları yerinde izleme fırsatım oldu.Özellikle Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Yardımcılığı görevim sırasında Türkiye adına ILO Genel Kurulu’nda konuşma yapmış olmak benim açımdan önemli bir sorumluluk ve kıymetli bir tecrübeydi. Çünkü orada sadece bir kurum temsil edilmiyor. Aynı zamanda ülkenin emeğe bakışı, sosyal devlet anlayışı, çalışma hayatı birikimi ve insan merkezli yaklaşımı temsil ediliyor.Cenevre’deki o atmosferi yakından görmek insana şunu açık şekilde gösteriyor: Dünya çalışma hayatı büyük bir dönüşüm sürecinden geçiyor.Artık mesele sadece ücret değildir. Sadece çalışma saatleri değildir. Sadece toplu sözleşmeler değildir.Bugün dünya; yapay zekâyı, dijital platformları, algoritmaların çalışanları yönetmesini, mesleklerin dönüşümünü, göçü, kadın emeğini, genç işsizliğini, sosyal güvenlik sistemlerinin geleceğini konuşuyor.Özellikle bu yıl ILO gündeminde öne çıkan başlıklardan biri platform ekonomisinde çalışan insanların hukuki statüsü oldu. Çünkü artık milyonlarca insan klasik işyeri düzeninin dışında çalışıyor. Dijital platformlar üzerinden çalışan yeni bir emek modeli oluşuyor. Birçok alanda çalışanları artık insanlar değil sistemler yönlendiriyor.Bugün bazı platformlarda: ücretleri algoritmalar belirliyor, iş dağılımını sistem yapıyor, performansı yapay zekâ ölçüyor, hatta bazı durumlarda işten çıkarma süreçlerinde bile otomasyon etkili oluyor.Bu nedenle ILO toplantılarında “dijital çağda emek”, “yeni nesil sendikacılık” ve “insanı merkeze alan teknoloji” anlayışı çok daha fazla konuşulmaya başlandı. Aslında bu tartışmalar yalnızca teknik meseleler değildir. Bu meseleler aynı zamanda insanlığın geleceğiyle ilgilidir. Çünkü teknoloji büyürken insan küçülmemelidir.Çalışma hayatı sadece ekonomik bir alan değildir. Aynı zamanda sosyal huzurun, adaletin ve toplumsal dengenin merkezidir.ILO’nun en önemli taraflarından biri de “üçlü yapı” anlayışıdır. Devlet, işçi ve işveren aynı masa etrafında konuşabilmektedir. Bu yönüyle ILO sadece bir uluslararası kuruluş değil, aynı zamanda sosyal diyalog kültürünün küresel ölçekte kurumsallaşmış halidir.Türkiye açısından bakıldığında ise önümüzde oldukça önemli başlıklar bulunmaktadır.Kayıt dışı istihdam, genç işsizliği, mesleklerin dönüşümü, kamu çalışanlarının sendikal yapısı, toplu sözleşme sistemi, göç ve emek ilişkisi, yapay zekânın çalışma hayatına etkileri, sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliği gibi alanlar önümüzdeki dönemin temel gündem başlıkları olacaktır.Özellikle yapay zekâ çağında bazı mesleklerin dönüşeceği, bazı iş alanlarının ortadan kalkacağı ve yeni çalışma modellerinin ortaya çıkacağı artık açık şekilde görülmektedir.Bu süreçte en önemli meselelerden biri sosyal dengeyi koruyabilmektir. Çünkü çalışma hayatı bozulduğunda sadece ekonomi bozulmaz. Toplumsal denge de bozulur. Aidiyet duygusu zayıflar. Güven duygusu zarar görür.Bu nedenle çalışma hayatına sadece üretim eksenli bakmak yeterli değildir.İnsanı merkeze alan bir anlayışa ihtiyaç vardır.Ben Cenevre’de yapılan toplantıları her zaman bu gözle okumaya çalıştım. Çünkü orada konuşulan meseleler sadece bugünü değil geleceği de şekillendiriyor.Bugün dünya yeni bir çalışma düzenine doğru ilerliyor. Ve görünen odur ki önümüzdeki dönemin en büyük tartışmalarından biri insan ile teknoloji arasındaki denge olacaktır. Eğer bu denge doğru kurulamazsa teknoloji insanı kolaylaştıran bir araç olmaktan çıkıp insanı yöneten bir sisteme dönüşebilir. Bu nedenle yeni dönemde çalışma hayatını konuşurken sadece üretimi değil; adaleti, haysiyeti, emeği, insanı, aileyi, sosyal huzuru ve toplumsal dengeyi birlikte düşünmek zorundayız.Çünkü emek sadece ekonomik bir mesele değildir. Emek aynı zamanda insanın varoluş biçimidir.ILO toplantılarının katılımcılara ve taraflara faydalı olmasını umuyorum.Hakkınızı helal ediniz. Allaha emanet olunuz.