Tarım Portalı
Tarımın doğru adresi

Hakaretin örtemediği hakikat

· Halil ETYEMEZ

Hakaretin örtemediği hakikat

Birleşmiş Milletler kürsüsü, devletlerin yalnızca birbirlerine ne söylediklerini değil, insanlığa ne vaat ettiklerini de gösterir. O kürsüde kullanılan dil, bir yönetimin gücü nasıl anladığını, hukuka nerede sınır çizdiğini ve insan hayatına ne değer verdiğini ortaya koyar. Netanyahu’nun Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a ve Türkiye’ye yönelik sözlerini bu açıdan okumak gerekir. Bu sözl

Birleşmiş Milletler kürsüsü, devletlerin yalnızca birbirlerine ne söylediklerini değil, insanlığa ne vaat ettiklerini de gösterir. O kürsüde kullanılan dil, bir yönetimin gücü nasıl anladığını, hukuka nerede sınır çizdiğini ve insan hayatına ne değer verdiğini ortaya koyar. Netanyahu’nun Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a ve Türkiye’ye yönelik sözlerini bu açıdan okumak gerekir.

Bu sözleri şiddetle reddediyorum. Ancak meseleyi yalnızca diplomatik nezaketsizlik üzerinden ele almak, tartışmayı daraltır. Türkiye’ye düşen, hakarete karşı gereken cevabı verirken dünyanın dikkatini asıl sorumluluktan uzaklaştırmamaktır: Gazze’de yaşananların hesabını kim verecek, Filistin halkının hakları nasıl korunacaktır?

Netanyahu’nun Türkiye’yi hedef alması, bu soruları hükümsüz kılamaz. Bir ülkenin başka alanlardaki politikalarını tartışmaya açmak, kendi eylemleri hakkında cevap verme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. İnsanlık vicdanının önüne konulması gereken, karşılıklı suçlamalardan önce öldürülen insanların, yıkılan evlerin ve geleceği elinden alınan çocukların gerçeğidir.

Öğretmenlikten sendikal yönetime, kamu yönetiminden Meclis çalışmalarına uzanan tecrübem bana şu ölçünün önemini gösterdi: Yetki büyüdükçe hesap verme sorumluluğu da büyür. Makam, sorumluluktan korunmanın aracı hâline geldiğinde adalet duygusu zedelenir. Bu ölçü bir okulda da geçerlidir, bir bakanlıkta da, uluslararası düzende de. Devletlerin askerî kapasitesi arttıkça hukuka bağlılık yükümlülüğü azalmaz.

Bugün savunmamız gereken ilke açıktır: Hiçbir devlet, güvenliğini başka bir halkın sürekli güvensizliği üzerine kuramaz. İsrailli bir çocuğun güven içinde yaşama hakkıyla Filistinli bir çocuğun aynı hakkı arasında hiyerarşi kurulamaz. Birinin korkusu, diğerinin ölümünü meşrulaştıramaz. Kalıcı barış, herkesin hayatının aynı ahlaki ve hukuki değerle korunmasını gerektirir.

Bu nedenle İsrail hükümetinin politikalarına yöneltilen eleştirileri antisemitizm suçlamasıyla bastırma girişimine de itiraz ediyoruz. Yahudi düşmanlığına karşı durmakla Filistin halkının haklarını savunmak aynı vicdani tutarlılığın gereğidir. Bir halkı, bir hükümetin eylemleriyle özdeşleştirmeyi reddettiğimiz gibi, bir hükümeti de o halkın kimliğinin arkasına saklayamayız.

Türkiye’nin sözü, bu tutarlılık sayesinde güç kazanacaktır. Cumhurbaşkanımızın Filistin konusunda yükselttiği itirazı desteklerken, bu itirazın kalıcı sonuçlar üretmesi için de çalışmalıyız. Diplomatik tepkinin yanında insani yardımların sürekliliğini, ihlallerin belgelenmesini, hesap verebilirliği ve Filistin’in egemenliğini güçlendirecek uluslararası iş birliğini savunmalıyız. Kınama cümlelerinin değeri, ardından gelen iradeyle ölçülür.

Bir eğitimci olarak meselenin bir de yarınını düşünüyorum. Çocuklara adaleti anlatırken dünyada güçlü olanın hesap vermediği bir düzeni olağan kabul edersek, verdiğimiz eğitimin inandırıcılığını kaybederiz. Gazze’de bir okulun yıkılması, yalnızca bir binanın kaybı değildir; bir çocuğun gelecekle kurduğu bağın kopmasıdır. Dünyanın başka yerlerindeki çocukların buna tanıklığı ise insanlığa duydukları güveni aşındırır. Bugünkü sessizliğin bedeli, gelecek kuşakların adalet duygusunda da ödenir.

Onun için sözümüz açık, ölçümüz ortak, irademiz sürekli olmalıdır. Sivillerin korunmasını şartsız savunacağız. Hukukun herkese eşit uygulanmasını isteyeceğiz. Filistin halkının kendi geleceğini belirleme hakkını gündemde tutacağız. Hiçbir halkı topluca suçlamadan, sorumluların hesap vermesini talep edeceğiz.

Netanyahu’nun hakaretleri karşısında Türkiye’nin cevabı, bu kararlılığın daha güçlü ifadesi olmalıdır. Çünkü savunduğumuz ilke, milletlerin ortak geleceğini ilgilendiriyor: Hiçbir çocuğun hayatı pazarlık konusu, hiçbir halkın özgürlüğü başkasının lütfu, hiçbir devletin gücü cezasızlık gerekçesi olamaz.
Hakkınızı helal ediniz.
Allaha emanet olunuz.

English