Çocukları Kaybetmeden Önce
· Halil ETYEMEZ

Dün Ankara’da Erdemli Yöneticiler Akademisi Derneği olarak önemli bir çalışmanın sonuç paylaşım programını gerçekleştirdik. İçişleri Bakanlığımız Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğünün destekleriyle yürüttüğümüz “Muhtemel Risk Altındaki Çocukların Algoritması Projesi”, yalnızca bir proje değil, çocuklarımızın geleceğine ilişkin güçlü bir sorumluluk çağrısı niteliği taşıyordu. Programımıza teş
Dün Ankara’da Erdemli Yöneticiler Akademisi Derneği olarak önemli bir çalışmanın sonuç paylaşım programını gerçekleştirdik. İçişleri Bakanlığımız Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğünün destekleriyle yürüttüğümüz “Muhtemel Risk Altındaki Çocukların Algoritması Projesi”, yalnızca bir proje değil, çocuklarımızın geleceğine ilişkin güçlü bir sorumluluk çağrısı niteliği taşıyordu.
Programımıza teşrif eden İçişleri Bakan Yardımcımız Sayın Bülent Turan başta olmak üzere, kamu kurumlarımızın kıymetli temsilcilerine, akademisyenlerimize, sendikalarımızın ve sivil toplum kuruluşlarımızın değerli genel başkanlarına, sivil toplum yöneticilerimize, eğitimcilerimize, üniversite öğrencilerimize, gençlerimize, hanımefendilere ve beyefendilere gönülden teşekkür ediyorum. Farklı kurum ve çevrelerden insanların aynı amaç etrafında buluşması, ülkemizin geleceğine dair ortak hassasiyetimizin de en güzel göstergelerinden biri olmuştur.
Bugün dünyada çocukları tehdit eden risk alanları her geçen gün çeşitlenmektedir. Aile yapısındaki değişimler, ekonomik kırılganlıklar, dijital bağımlılıklar, sosyal medya kaynaklı tehditler, şiddet kültürü ve aidiyet sorunları çocuklarımızın hayatını doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle çocuk meselesine sadece eğitim, sadece güvenlik veya sadece sosyal hizmetler penceresinden bakmak yeterli değildir. Çocuk meselesi aynı zamanda bir gelecek meselesidir. Bir medeniyet meselesidir.
Bu anlayışla yürütülen proje kapsamında, Necmettin Erbakan Üniversitesi akademisyenlerinin öncülüğünde ceza infaz kurumlarında bulunan gençlerin yaşam hikâyeleri bilimsel yöntemlerle incelenmiş, risk faktörleri ve koruyucu unsurlar detaylı şekilde analiz edilmiştir. Ortaya çıkan bulgular yalnızca akademik bir çalışma olmanın ötesinde, çocuklarımızı risklerden koruyacak yeni politika ve uygulamalara ışık tutacak önemli sonuçlar ortaya koymuştur.
Araştırma sonuçları, okul devamsızlığından ekonomik şartlara, aile yapısından ebeveyn eğitim düzeyine kadar birçok değişkenin çocukların hayatında belirleyici etkiler oluşturduğunu göstermektedir. Bunun yanında geleceğe dair umut taşımanın, sporun, sanatın, kültürel faaliyetlerin ve güçlü sosyal ilişkilerin çocuklarımız için en önemli koruyucu faktörler arasında yer aldığı görülmüştür. Dijital dünyanın sunduğu imkânlarla birlikte ortaya çıkan yeni tehdit alanları da araştırmanın dikkat çekici sonuçları arasında yer almıştır.
Belki de araştırmanın en önemli mesajlarından biri şudur: Çocuklarımızı risklerden korumak için yalnızca güvenlik tedbirleri yeterli değildir. Çocuklarımızın umutlarını büyütmek, onları sanatla, sporla, kültürle, eğitimle ve güçlü sosyal çevrelerle buluşturmak da en az bunun kadar önemlidir. Çünkü geleceğe dair umudu olan çocukların hayata tutunma gücü daha yüksektir.
Projenin en önemli yönlerinden biri de kamu, üniversite ve sivil toplumun ortak akılla hareket edebilmesidir. Günümüzün karmaşık sosyal meseleleri tek bir kurumun çözebileceği meseleler değildir. Bu nedenle ortak çalışma kültürünün gelişmesi, kurumlarımız arasında güçlü iş birliklerinin kurulması ve bilimsel veriye dayalı çalışmaların desteklenmesi büyük önem taşımaktadır.
Bu çalışma aynı zamanda Türkiye’de çocuklara yönelik koruyucu ve önleyici sosyal politikalar açısından önemli bir model ortaya koymuştur. Suç oluştuktan sonra müdahale etmeyi esas alan yaklaşımlar yerine, riskleri önceden görebilen ve çocuklarımızı daha yolun başında koruyabilen bir anlayışın mümkün olduğunu göstermiştir. Asıl başarı, çocuklarımızı kaybettikten sonra onları yeniden kazanmaya çalışmak değil; onları hiç kaybetmemeyi başarabilmektir.
Bu vesileyle projenin fikir aşamasından başlayarak hazırlanmasına ve hayata geçirilmesine öncülük eden kıymetli hocamız Sayın Yaşar Şahin’e, bilimsel çalışmaları yürüten Prof. Dr. Hakan Sarı’ya ve akademik ekibine, proje koordinatörümüz Sayın Dilek Arı Hanımefendiye, Yönetim Kurulumuz adına projeyi yakından takip eden Sayın Sinan Temur’a, programın sunumunu başarıyla gerçekleştiren Yönetim Kurulu Üyemiz Sayın Cengiz Ergül’e, paydaş bakanlıklarımıza, proje ekibimize ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.
Ayrıca programımıza katılarak değerlendirmeleriyle bizleri onurlandıran İçişleri Bakan Yardımcımız Sayın Bülent Turan’a, desteklerinden dolayı İçişleri Bakanlığımıza ve Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğümüze şükranlarımı sunuyorum. Programımızın gerçekleştirilmesine ev sahipliği yaparak bizlere bu imkânı sunan Öz Sağlık-İş Sendikası Genel Başkanı Sayın Devlet Sert’e de ayrıca teşekkür ediyorum.
Dün gerçekleştirdiğimiz program aslında bir son değil, yeni bir başlangıçtır. Çünkü çocuklarımızı koruma sorumluluğu herhangi bir proje süresiyle sınırlı değildir. Çocuklarımızı risklerden koruyacak, umutlarını büyütecek ve güçlü yarınlara hazırlayacak her çalışmanın yanında olmaya devam edeceğiz.
Bugün burada sonuçlarını paylaştığımız çalışma, aynı zamanda Erdemli Yöneticiler Akademisi olarak yıllardır savunduğumuz anlayışın sahadaki somut bir yansımasıdır.
Bizler erdemli yöneticiliği yalnızca makam ve mevki sahibi olmak olarak görmüyoruz.
Erdemli yönetici; yetkiyi emanet olarak gören, bilgi ile vicdanı buluşturan, insanı anlamaya çalışan ve toplumsal sorumluluk üstlenen kişidir.
Erdemli yönetici; sorunlar ortaya çıktıktan sonra çözüm arayan değil, insanı ve toplumu doğru okuyarak sorunların ortaya çıkmasını önlemeye çalışan kişidir.
Çünkü biliyoruz ki insanın sadece ihtiyaçları değil, anlam arayışı da vardır. Anlamını kaybeden insan yönünü kaybeder; yönünü kaybeden toplum ise geleceğini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalır.
Bu nedenle Erdemli Yöneticiler Akademisi olarak yalnızca proje üreten bir kuruluş olmayı yeterli görmüyoruz. İnsanımızı anlamaya, toplumumuzun meselelerini doğru okumaya, ortak iyiyi büyütmeye ve hayatın içerisinde yeniden anlam inşa etmeye katkı sunmaya çalışıyoruz.
Çocuklarımız, gençlerimiz, ailelerimiz ve ülkemizin geleceği için bundan sonra da emanet bilinciyle çalışmaya devam edeceğiz.
Bu yolda bizlere destek veren bütün dostlarımıza teşekkür ediyor, birlikte düşünmeye, birlikte üretmeye ve birlikte yürümeye davet ediyoruz.
Çünkü inanıyoruz ki güçlü toplumlar; güçlü kurumların yanında, sorumluluk üstlenen, emanet bilinci taşıyan ve insanı merkeze alan erdemli insanların omuzlarında yükselir.
Çocuklarımızı kaybettikten sonra değil, kaybetmeden önce fark edebilen ve koruyabilen bir anlayışı hep birlikte güçlendirmek zorundayız.
Çünkü geleceğimiz çocuklarımızdır.
Onları korumak ise hepimizin ortak sorumluluğudur.
Allah’a emanet olunuz.
Hakkınızı helal ediniz
