Tarım Portalı
Tarımın doğru adresi

Nişasta Bazlı Şeker Metabolik Hastalık Riskini Artırıyor

· Anadolu Ajansı

Nişasta Bazlı Şeker Metabolik Hastalık Riskini Artırıyor

Endüstriyel gıdalarda yaygın kullanılan nişasta bazlı şekerin karaciğer yağlanmasından diyabete kadar birçok kronik hastalığa zemin hazırladığı bildirildi.

Nişasta Bazlı Şekerin Metabolik Etkileri

Endüstriyel yöntemlerle mısır nişastasının parçalanması sonucu elde edilen nişasta bazlı şekerin metabolizma üzerinde ciddi tahribatlara yol açtığı bildirildi. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Okan Bülent Yıldız, glukoz ve fruktozdan oluşan bu şekerin sıvı formda hızla emildiğini belirtti. Hücreler glukozu insülinle enerjiye dönüştürürken fruktoz yalnızca karaciğerde işlenmektedir.

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Okan Bülent Yıldız konuya ilişkin şu değerlendirmede bulundu:

"Nişasta bazlı şekerin fazla miktarda ve uzun süreli tüketimi, olumsuz sağlık problemleriyle ilişkili birçok beslenme modelinde yer alıyor. Bu şekerin fazla tüketilmesi, vücutta sadece karaciğer tarafından kullanıldığı için hem karaciğerin fazla yük almasına hem yağlanmasına hem de insülin direnci ve vücutta olmaması gereken yerlerde yağ birikmesine yol açıyor."

Karaciğer Yağlanması ve Obezite Riski

Vücuda yüksek oranda nişasta bazlı şeker alındığında karaciğerin metabolize etme kapasitesi aşılmakta ve tip 2 diyabet riski ortaya çıkmaktadır.

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Okan Bülent Yıldız bu süreci şöyle açıkladı:

"Fazla miktarda nişasta bazlı şeker alındığında fruktozu vücudunuz yeterince tanımıyor ve karaciğere yönlendiriliyor. Karaciğer bunu metabolize edip parçalamaya çalışırken zorlanmaya başlıyor ve bu zorlanma, şekerin hücreler tarafından kullanılması yerine vücutta yağa dönüştürülerek depolanmasına neden oluyor. Sadece karaciğerin kendisi değil, bel çevresindeki yağlanma, toplam enerjiyi şekerle beraber fazla aldığınız için tüm vücudun yağ miktarının artması, obezite ve obeziteyle ilişkili diğer metabolik problemler adım adım karşımıza çıkıyor."

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Okan Bülent Yıldız ayrıca şu uyarılarda bulundu:

"Nişasta bazlı şeker, sıvı formda olması, çok hızlı emilmesi, karaciğer dışında başka yerde parçalanamaması, insülin direncini tetiklemesi ve özellikle tokluk hissini yeterince uyaramaması nedeniyle zincirleme bir şekilde sağlık problemlerine neden olabiliyor. Bunun en başında obezite yer alıyor."

Diş Sağlığı ve Gazlı İçecekler

Fazla şeker tüketiminin yalnızca kilo artışıyla sınırlı kalmadığı, ağız ve diş sağlığını da doğrudan bozduğu ifade edildi. Prof. Dr. Okan Bülent Yıldız'ın açıklamasına göre, nişasta bazlı şeker diş çürüklerinin en önemli nedenleri arasında bulunurken dünya genelinde 2.5 milyar kişi diş çürüğü problemiyle mücadele etmektedir. Sıvı şeker kaynaklarının başında gelen gazlı içeceklere işaret eden Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Okan Bülent Yıldız şu bilgileri paylaştı:

"Bir kutu gazlı içecek tükettiğinizde 35-40 gram şeker almış oluyorsunuz. Bu eklenmiş serbest şeker ile bir günlük hakkınızı zaten doldurmuş oluyorsunuz."

Dünya Sağlık Örgütü Tüketim Sınırları

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, serbest şeker tüketiminin gün boyu sınırlandırılması ve alınan enerjinin toplam günlük kalori miktarının yüzde 10'unu aşmaması gerekmektedir. Prof. Dr. Okan Bülent Yıldız, bu oranın günlük 50 gram serbest şekere denk geldiğini ve kesin bir üst sınır kabul edildiğini bildirdi. Tüketicilerin sıvı ve katı gıdalarla bu sınırı kolayca aştığına değinen Yıldız, günlük enerji dengesinin korunması amacıyla işlenmiş gıdalardan uzak durulmasının önemini vurguladı.

Paketli Gıdalarda Etiket Okuryazarlığı Önemi

Sanayi tipi gıdalarda nişasta bazlı şekerin tat artırıcı olarak sıkça tercih edildiğini hatırlatan Prof. Dr. Okan Bülent Yıldız, tüketicilere etiket okuma çağrısında bulundu. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Okan Bülent Yıldız paketli gıdalar konusundaki risklere dikkat çekerek şunları söyledi:

"Nişasta bazlı şekerler endüstriyel olarak bir gıdanın tadını artırmak, tatlandırmak için kolay ve ucuz yöntemler. Tükettiğiniz bütün paketli, işlenmiş gıdaların içinde, tatlı olmasa dahi nişasta bazlı şeker bulunabilir. Bu yüzden markette raflardan paketli gıda alırken önündeki reklama değil, arkasındaki rakamlara bakmak gerekiyor. Toplumda nişasta bazlı şeker tüketimini azaltmanın en önemli adımlından biri etiket okuryazarlığı. Etiketi okumamız gerekiyor. Etikette sadece 'şeker' yazmıyor. Şeker olabilir, fruktoz olabilir, glukoz olabilir, glukoz-fruktoz olabilir, mısır şurubu olabilir."

Prof. Dr. Yıldız, ürünlerin porsiyon yerine 100 gram veya 100 mililitre değerlerine bakılması gerektiğini kaydetti.

Gebelik Döneminde Eklenmiş Şeker Tehdidi

Anne adaylarının beslenmesinde serbest ve eklenmiş şeker tüketiminin bebek sağlığı üzerinde kalıcı hasarlar bırakabileceği açıklandı. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Okan Bülent Yıldız bu konuda şu ifadeleri kullandı:

"Gebelik bir kadının hayatındaki fizyolojik, doğal en önemli stres dönemlerinden biri. Annenin yaptığı her şey bebeğin hem anne karnındaki sağlığını hem de daha sonraki, erişkin yaşlardaki hastalık durumunu etkileyebiliyor. Bu nedenle gebelerin serbest ve eklenmiş şeker almaması daha da önemli. Nişasta bazlı şeker gebelikte alındığında annenin obezite ve metabolik hastalık riskini artırdığı gibi, şekerin bebeğe geçmesiyle bebeğin kilosunun olması gerekenden çok daha fazla çıkmasına, doğumda hayati tehdit oluşturabilecek problemlerin ve komplikasyonların gelişmesine neden olabiliyor. Daha da önemlisi epigenetik dediğimiz anne karnındaki genetik programlamayla, çocuk sağlıklı doğsa dahi erişkin dönemde kronik hastalık yükünün arttığını gösteren çalışmalar var."

Çocukluk Çağında Doğru Beslenme Alışkanlıkları

Çocuklarda erken dönemde şekere alıştırılmanın ömür boyu sürecek metabolik riskler doğurduğuna dikkat çekildi. Prof. Dr. Okan Bülent Yıldız'ın aktardığı bilgilere göre, çocuklarda tat duyusu 3 yaşına kadar gelişimini tamamlamaktadır. Şekerli gıdalar ve çikolatanın aileler tarafından çocuklara ödül veya sevgi göstergesi olarak sunulmasının bağımlılık benzeri tüketim alışkanlıkları yarattığı ifade edildi. Erken yaşta doğru beslenme alışkanlığı kazandırmanın obezite ve kronik hastalıkları önlemede en kritik adım olduğu vurgulandı.

English