Tarım Portalı
Tarımın doğru adresi

Kalkınmanın ölçüsü insanın payıdır

· Halil ETYEMEZ

Kalkınmanın ölçüsü insanın payıdır

Bir yatırımın açılışını yapabilirsiniz. Üretim kapasitesini, ihracatını, ekonomiye katkısını rakamlarla anlatabilirsiniz. Fakat kalkınmanın insan hayatındaki karşılığını görmek için başka kapıları da çalmanız gerekir. O işletmede çalışan kişinin evine, meslek edinmeye çalışan gencin okuluna, emeğinin karşılığıyla ailesini geçindirmeye çalışan insanın sofrasına bakmalısınız. Çünkü kalkınmanın asıl

Bir yatırımın açılışını yapabilirsiniz. Üretim kapasitesini, ihracatını, ekonomiye katkısını rakamlarla anlatabilirsiniz. Fakat kalkınmanın insan hayatındaki karşılığını görmek için başka kapıları da çalmanız gerekir. O işletmede çalışan kişinin evine, meslek edinmeye çalışan gencin okuluna, emeğinin karşılığıyla ailesini geçindirmeye çalışan insanın sofrasına bakmalısınız.

Çünkü kalkınmanın asıl sorusu şudur: Ürettiğimiz değerden insanımıza ne düşüyor?

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler konuşmasında derinleşen gelir adaletsizliklerine çözüm üretecek yeni bir anlayışın gerekliliğini vurguladı; ortak kalkınmayı, dayanışmayı ve toplumları üretimle birbirine bağlamayı öne çıkardı. Bu yaklaşımın, kalkınmayı değerlendirme biçimimiz açısından önemli bir sorumluluk taşıdığına inanıyorum.

Öğretmenlikten sendikal yönetime, Bakan Yardımcılığından milletvekilliğine uzanan görevlerim, bu sorumluluğa farklı pencerelerden bakmamı sağladı. Eğitimde çocuğun önündeki imkânı, sendikacılıkta çalışanın hakkını, kamu yönetiminde kararın uygulanabilirliğini, Mecliste ise kaynakların hangi önceliklerle kullanılacağını düşünmek zorundasınız. Bu tecrübelerin birleştiği yerde benim için şu ölçü belirginleşiyor: Bir politikanın başarısı, insanın kendi geleceğini kurma gücünü ne kadar artırdığıyla değerlendirilmelidir.

Bu nedenle insanın kalkınmadan aldığı payı ücretle sınırlamıyorum. Gelir kadar zaman, güvence, fırsat ve söz hakkı da bu payın içindedir.

Kazancı artarken ailesine ayıracak zamanı tükenen çalışanın hayatındaki ilerlemeyi eksiksiz sayamayız. Diploma aldığı hâlde mesleğe geçiş yolu bulamayan gence yalnızca sabır tavsiye edemeyiz. İşini kaybettiğinde yeniden ayağa kalkabileceği bir destek bulamayan insanın geleceğe güvenle bakmasını bekleyemeyiz.

Türkiye için bir İnsanın Payı İlkesi öneriyorum. Her büyük kalkınma kararını, her teşvik programını ve her dönüşüm projesini beş soruyla değerlendirelim:

İnsanın gelirini nasıl etkileyecek? Zamanını nasıl değiştirecek? Güvencesini nasıl güçlendirecek? Önünde hangi fırsatı açacak? Kendisini etkileyen kararlarda ona nasıl söz hakkı verecek?

Bu soruların bütçede, uygulamada ve denetimde karşılığı olmalıdır.

Önce, kamu desteğinin toplumsal karşılığını görünür kılalım. Teşvik verdiğimiz bir yatırımın üretim hedefiyle birlikte istihdamın niteliğini, mesleki eğitim katkısını ve çalışma şartlarını da izleyelim. Destekleri sektörün ve işletmenin şartlarını gözeterek tasarlayalım; verilen sözlerin gerçekleşmesini takip edelim. Kamu kaynağının insan hayatında oluşturduğu fark açıklanabilsin.

Sonra, eğitimle geçim arasındaki yolu güçlendirelim. Bir eğitimci olarak meselenin diploma vermekle tamamlanmadığını düşünüyorum. Gencin öğrendiğini işe dönüştürebilmesi için okul, işletme ve kamu arasındaki sorumluluklar belirginleşmelidir. Hangi becerinin nerede karşılık bulacağı bilinmeli; mesleğe geçiş süreci sahipsiz bırakılmamalıdır.

Verimlilik artışının paylaşılmasını kurumsallaştıralım. İşletmenin sürdürülebilirliği ile çalışanın refahını birlikte ele alan müzakere mekanizmaları geliştirelim. Üretimdeki ilerleme; ücret, iş güvenliği, eğitim ve çalışma süreleri bakımından da değerlendirmeye alınsın. Çalışan, katkıda bulunduğu başarının kendi hayatındaki karşılığını görebilsin.

İnsanın zamanını da kalkınma hesabına katalım. Ulaşımda, kamu hizmetlerinde ve iş süreçlerinde yapılan iyileştirmelerin vatandaşa ne kadar zaman kazandırdığını ölçelim. Çocuğuyla ilgilenmeye, öğrenmeye, dinlenmeye fırsat bulmak insanın refahının parçasıdır.

Sosyal diyaloğu kararın hazırlık aşamasına taşıyalım. Çalışanın, işverenin ve ilgili toplum kesimlerinin bilgisine başvuralım. Katılımın sonuçlarını da açıklayalım: Hangi öneri kabul edildi, hangisi neden uygulanamadı? İnsanlar görüşlerinin karara nasıl yansıdığını bilsin.

Böylece kalkınmanın yıllık bilançosuna, insanın hayatındaki değişimi gösteren bir sayfa daha ekleyebiliriz. Daha çok ürettik; peki daha çok insan meslek sahibi oldu mu? Çalışma şartları iyileşti mi? Ailelerin yarına güveni güçlendi mi?

Cumhurbaşkanımızın uluslararası düzeyde dile getirdiği ortak kalkınma anlayışını, bu sorulara vereceğimiz somut cevaplarla derinleştirebiliriz.

Benim savunduğum kalkınma anlayışında insan, emeğiyle ürettiği değerin hakkaniyetli ortağıdır.

Kalkınmanın hesabı, insanın payı görülmeden kapanmış sayılmamalıdır.

Hakkınızı helal ediniz.
Allaha emanet olunuz.

English