Tarım Portalı
Tarımın doğru adresi

Prof. Dr. Satman Nişasta Bazlı Şekere Karşı Uyardı

· Anadolu Ajansı

Prof. Dr. Satman Nişasta Bazlı Şekere Karşı Uyardı

İşlenmiş gıdalarda yaygın kullanılan nişasta bazlı şekerin kronik hastalık riskini artırdığını belirten Prof. Dr. İlhan Satman, özellikle çocukların ve risk gruplarının korunması gerektiğini vurguladı.

Şeker Türleri ve Üretim Kaynakları

Glukoz ve fruktozun birçok gıdada doğal olarak bulunduğunu belirten Tıp Profesörü Prof. Dr. İlhan Satman, şekerin temel olarak sakkaroz ve nişasta bazlı şeker biçiminde üretildiğini açıkladı. Sofra şekerinin yüzde 50 oranında glukoz ve fruktoz moleküllerinden oluştuğunu dile getiren Tıp Profesörü Prof. Dr. İlhan Satman şu değerlendirmede bulundu:

"Nişasta bazlı şeker üretiminde ham madde olarak genelde mısır kullanılır ve farklı oranlarda glukoz ve fruktoz içerebilir. Mısırın yanı sıra buğday, patates, pirinç ve cassava (manyok) da ham madde olarak kullanılabilir."

Türkiye'de sunulan şekerdeki fruktozun büyük kısmının pancar kaynaklı olduğunu ifade eden uzman isim, maliyet avantajı ve raf ömrü nedeniyle sanayide nişasta bazlı ürünlerin yoğun seçildiğini aktardı.

Nişasta Bazlı Şekerin Metabolik Riskleri

Biyokimyasal açıdan sakkaroz ile nişasta bazlı şekerin 1 gram başına 4 kilokalori verdiğini hatırlatan Satman, fruktoz maruziyetinin oluşturduğu biyolojik farklara dikkati çekti. Konuya ilişkin değerlendirmesinde Tıp Profesörü Prof. Dr. İlhan Satman şunları kaydetti:

"Öyleyse nişasta bazlı şekerle ilgili sağlık endişeleri nereden kaynaklanmaktadır? Biyokimya açısından bakıldığında, sakkaroz ve nişasta bazlı şekerin kalori değerleri arasında bir fark yoktur, 1 gramı tüketildiğinde 4 kilokalori verir. Şeker içeriklerinin de genelde benzer olduğu kabul edilse de özellikle yüksek fruktozlu mısır şurubuyla tatlandırılmış popüler birçok içeceğin beklenenden daha fazla fruktoz içerdiği bilinmektedir."

Nişasta bazlı şekerin sindirim sürecine gerek kalmadan kandaki glukoz seviyesini çok hızlı yükselttiği kaydedildi.

Aşırı İşlenmiş Gıdalar ve Kanser

Yüksek fruktoz tüketiminin karaciğerin insülin duyarlılığını zedelediğini, meme ve pankreas gibi kanser türlerinde tümör gelişimini besleyebileceğini belirten Satman, bilimsel çalışmalara işaret etti. İşlenmiş ürünlerdeki tehlikeye odaklanan Tıp Profesörü Prof. Dr. İlhan Satman şu uyarıyı yaptı:

"Artan kanıtlar, aşırı işlenmiş gıda tüketimiyle obezite ilişkili kanser riski arasında önemli bir bağlantı olduğunu göstermektedir. Aşırı miktarda tüketilen işlenmiş gıdalardaki ilave şekerler, sağlıksız yağlar ve kimyasal katkı maddeleri ile birlikte metabolik ve endokrin işlev bozukluklarına ve bağırsak mikrobiyom dengesizliğine katkıda bulunur. Bu sorunların hemen hepsinin obezite ve inflamasyonu tetiklediği bilinmektedir."

Risk Grupları ve Çocuk Sağlığı

Metabolik rahatsızlığı bulunan bireylerin ve çocukların ilave şeker içeren ürünlerden korunması gerektiğini vurgulayan Satman, erken yaş beslenmesinin önemine değindi. Erken dönem tüketimin tehlikelerine değinen Tıp Profesörü Prof. Dr. İlhan Satman şu ifadeleri kullandı:

"Her yaş ve cinsiyetteki bireyler, özellikle 2 yaşından küçük bebekler, çocuklar, metabolik hastalığı bulunanlar veya bu hastalıklara yakalanma riski yüksek olanlar şekerden, özellikle nişasta bazlı şekerden kesinlikle uzak durmalıdır. Nişasta bazlı şeker türleri arasında yüksek fruktoz içeriğine sahip yüksek fruktozlu mısır şurubunun tüketimi, bu gruplarda kalıcı sağlık sorunları riskini artırabilir. Bebeklere yaşamın ilk 2 yılında kesinlikle ilave şeker verilmemelidir."

Ayrıca Türkiye'de obezite ve diyabet sıklığının yüksekliğine işaret eden Tıp Profesörü Prof. Dr. İlhan Satman şunları ekledi:

"Türk toplumunda obezite, karaciğer yağlanması, insülin direnci ve tip 2 diyabet gibi ciddi sağlık sorunları oldukça yaygın görüldüğü için işlenmiş gıdalarda ve hazır içeceklerde yaygın olarak kullanılan nişasta bazlı şeker, özellikle çocuklar ve gençlerde kronik hastalık riskini artırır. Tip 2 diyabetli bireylerde ise hastalığın kontrolünü güçleştirir."

Kota Uygulamaları ve Küresel Tüketim

Birçok ülkenin nişasta bazlı şeker arzını yasal kotalarla denetlediğini belirten Satman, Türkiye'deki yasal süreçleri ve küresel araştırmaları özetledi. Kotalardaki gerilemeyi aktaran Tıp Profesörü Prof. Dr. İlhan Satman sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türkiye’de 2001 yılından beri şeker ve nişasta bazlı şeker üretimi sınırlandırılmaktadır. Önceleri yüzde 10 olan nişasta bazlı şeker üretim kotası, 2018'de yüzde 5'e ve 2024'ten itibaren de yüzde 2,5'e indirilmiştir. Bir nişasta bazlı şeker türü olan yüksek fruktozlu mısır şurubunun küresel kullanımına ilişkin yapılan bir araştırmada, Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine dayalı olarak 43 ülkede yüksek fruktozlu mısır şurubu tüketimi incelenmiştir. Avrupa'da yüksek fruktozlu mısır şurubu kullanımının en yüksek olduğu 5 ülke Macaristan, Slovakya, Bulgaristan, Belçika ve Türkiye'dir."

Gıda Etiketleme Standartları ve Öneriler

Tüketici sağlığının korunması için gıda ambalajlarında şeffaf ve denetlenebilir etiketlemenin şart olduğunu dile getiren Satman, mevzuat düzenlemeleri talep etti. Etiket kurallarının genişletilmesi gerektiğini savunan Tıp Profesörü Prof. Dr. İlhan Satman açıklamasını tamamladı:

"Bir ürüne şeker, nişasta bazlı şeker veya tatlandırıcı eklenmişse, şeker türlerinin açık adlarının ürün etiketindeki 'içindekiler' listesinde miktarlarına göre en yüksekten en düşüğe doğru sıralanarak yazılması zorunlu olmalıdır. Ek olarak 'besin değerleri' tablosunda da ürünün içerdiği toplam karbonhidrat miktarının belirtilmesi zorunlu tutulmalıdır. Mümkünse, üründeki şeker türlerinin miktarlarının etikette ayrı ayrı belirtilmesi sağlanmalıdır. Özellikle şekerli ürünün adında veya vurgusunda belirli bir şeker türü öne çıkarılıyorsa, örneğin 'fruktozlu içecek', 'bal ilaveli bisküvi' bileşenin yüzdesi belirtilmelidir. Bir üründeki 'şekersiz', 'ilave şeker içermez' gibi ifadeler sıkı bir şekilde denetlenmelidir."

English