Tarım Portalı
Tarımın doğru adresi

Mustafa Çifçi’nin Hikâyesi: Makamdan Önce Karakter

· Halil ETYEMEZ

Mustafa Çifçi’nin Hikâyesi: Makamdan Önce Karakter

Mustafa Çifçi’nin Hikâyesi: Makamdan Önce KarakterGeçtiğimiz günlerde Yeni İçişleri Bakanımız Sayın Mustafa Çifçi’yi hayırlı olsun ziyaretinde bulunma fırsatı buldum. Yoğun devlet mesaisine rağmen gösterdiği samimiyet, tevazu ve nezaket dikkat çekiciydi. Ülkemizin gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulunduk, geçmişten bugüne uzanan tecrübeleri üzerine sohbet ettik.Aradan birkaç gün geçtikten son

Mustafa Çifçi’nin Hikâyesi: Makamdan Önce Karakter
Geçtiğimiz günlerde Yeni İçişleri Bakanımız Sayın Mustafa Çifçi’yi hayırlı olsun ziyaretinde bulunma fırsatı buldum. Yoğun devlet mesaisine rağmen gösterdiği samimiyet, tevazu ve nezaket dikkat çekiciydi. Ülkemizin gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulunduk, geçmişten bugüne uzanan tecrübeleri üzerine sohbet ettik.
Aradan birkaç gün geçtikten sonra gazeteci Nil Gülsüm’ün Sayın Mustafa Çifçi ile gerçekleştirdiği röportajı okudum.
Röportajı okurken ziyaret sırasında edindiğim izlenimlerle satırlardaki anlatımların birbirini tamamladığını gördüm.
Çünkü bazı insanlar vardır; makamları değişir ama duruşları değişmez. Bazı insanlar vardır; görevleri büyür ama onları ayakta tutan değerler aynı kalır.
Mustafa Çifçi’nin röportajında beni en çok etkileyen şey de buydu.
Aslında röportaj bir bakanın hikâyesini anlatmıyordu. Disiplinin, çalışmanın, azmin ve karakterin bir insan hayatını nasıl şekillendirdiğini anlatıyordu.
Bugün başarı üzerine çok konuşuyoruz. Gençlerimize kariyer tavsiyeleri veriyoruz. Sınavları, diplomaları, makamları ve unvanları konuşuyoruz. Fakat çoğu zaman şu soruyu yeterince sormuyoruz:
Bir insanı bulunduğu noktaya taşıyan asıl güç nedir?
Makam mı insanı büyütür?
Yoksa insan mı makamı büyütür?
Sayın Mustafa Çifçi’nin verdiği cevaplar aslında bu soruların da cevabını içinde barındırıyor.
Hayatındaki en önemli üç kavramı sıralarken disiplin, çalışmak ve azim diyor.
İlk bakışta sade görünen bu üç kavramın aslında güçlü bir hayat felsefesinin özeti olduğunu düşünüyorum.
Disiplin, insanın kendisini yönetebilmesidir. Kendi nefsine söz geçirebilmesidir. Kur’an kursunda başlayan ve hayatının bütün dönemlerine yayılan düzen anlayışı, insan karakterinin küçük yaşlarda nasıl şekillendiğini göstermesi bakımından son derece anlamlıdır.
Bugün bilgiye ulaşmanın zor olduğu bir çağda yaşamıyoruz. Aksine bilgiye ulaşmanın hiç olmadığı kadar kolay olduğu bir dönemdeyiz. Buna rağmen odaklanma, istikrar ve disiplin konusunda ciddi sorunlar yaşıyoruz.
Çünkü mesele bilgi eksikliği değil, irade eksikliğidir.
Disiplin tam da burada devreye giriyor.
İnsan çoğu zaman zekâsı kadar değil, disiplini kadar yol alabiliyor.
Röportajda dikkatimi çeken ikinci husus çalışma ahlakı oldu. Konya İmam Hatip Lisesi yıllarında dershaneden her gün en son çıkan kişinin kendisi olduğunu anlatıyor.
Bu cümle belki röportajın en sessiz ama en güçlü cümlelerinden biridir.
Çünkü başarı çoğu zaman alkışlanan sonuçlarda değil, kimsenin görmediği hazırlık süreçlerinde gizlidir.
Bugün birçok genç başarılı insanların bulunduğu noktaya bakıyor ama oraya nasıl geldiklerini yeterince incelemiyor. Oysa hayatın değiştiği yer tam da görünmeyen emeklerdir.
Gece geç saatlere kadar süren çalışmalar, vazgeçilmeyen hedefler, tekrar tekrar yapılan hazırlıklar ve sabırla beklenen sonuçlar…
Kalıcı başarıların ortak dili budur.
Belki de röportajın en dikkat çekici bölümü kaymakamlık sınavına ilişkin anlattıklarıydı.
“İlk ve tek sınava girdim. O da kaymakamlık sınavıydı.”
Bu cümle üzerinde özellikle durmak gerektiğini düşünüyorum.
Çünkü burada yalnızca bir sınav başarısı yoktur.
Burada bir hedef bilinci vardır.
Günümüz insanının en büyük problemlerinden biri dağınıklıktır. Aynı anda birçok hedefe yöneliyor, birçok kapıyı açık tutmaya çalışıyor ve çoğu zaman enerjisini dağıtıyor.
Oysa büyük başarılar çoğu zaman odaklanmış hayatların ürünüdür.
Mustafa Çifçi’nin hikâyesinde gördüğüm şey budur.
Hedefini belirlemek.
O hedefe hazırlanmak.
Sabır göstermek.
Ve yolundan sapmamak.
Aslında liderlik dediğimiz şey de biraz budur.
İstikameti kaybetmemektir.
Röportajın beni en fazla etkileyen bölümlerinden biri ise ilk ödülünü anlattığı kısım oldu.
Bir kompozisyon yarışmasında birinci oluyor. Dönemin kaymakamı kendisine bir kitap ve bir kalem hediye ediyor. Aradan yıllar geçmesine rağmen kitabın adını hâlâ hatırlıyor.
Bu detay bana eğitimin gerçek gücünü yeniden hatırlattı.
Bazen bir çocuğun hayatına yön veren şey büyük imkânlar değildir.
Bazen bir öğretmenin sözüdür.
Bazen bir yöneticinin takdiridir.
Bazen bir kitaptır.
Bazen de bir kalemdir.
İnsan yetiştirmek tam da böyle bir şeydir.
Bu nedenle güçlü bir gelecek inşa etmek istiyorsak sadece bina yapmayı, proje üretmeyi veya teknoloji geliştirmeyi konuşmamalıyız. Aynı zamanda insan yetiştirmeyi de konuşmalıyız.
Çünkü güçlü kurumların temelinde güçlü insanlar vardır.
Güçlü insanların temelinde ise karakter vardır.
Bugün Türkiye Yüzyılı hedeflerinden söz ediyoruz. Daha güçlü bir Türkiye, daha güçlü kurumlar ve daha büyük hedefler konuşuyoruz.
Fakat bütün bunların temelinde yine insan var.
Karakter var.
Sorumluluk var.
Emanet bilinci var.
Kamu yönetimi yalnızca mevzuat bilgisi değildir. Kamu yönetimi aynı zamanda vicdanla karar verebilme kabiliyetidir. Yetkiyi kişisel bir güç olarak değil, millete karşı bir sorumluluk olarak görebilmektir.
Sayın Mustafa Çifçi’nin röportajında dikkatimi çeken asıl nokta da budur.
Onun anlattıkları bir makam hikâyesinden çok bir karakter hikâyesidir.
Kur’an kursunda başlayan disiplin, öğrencilik yıllarında devam eden çalışma azmi, tek bir hedefe odaklanan kararlılık, bir kitapla beslenen okuma alışkanlığı ve yıllara yayılan sabır…
Bunların tamamı bir insanın iç dünyasında kurduğu düzenin parçalarıdır.
İnsan önce kendi içinde bir düzen kurar.
Sonra görev yaptığı kurumlara düzen verir.
İnsan önce kendi hayatında istikamet sahibi olur.
Sonra topluma istikamet kazandırır.
Belki de bu röportajın bana yeniden hatırlattığı en önemli gerçek budur.
Başarı bir günde gelmez.
Liderlik bir anda oluşmaz.
Karakter tesadüfen ortaya çıkmaz.
Bunların her biri yılların emeğiyle, sabrıyla ve mücadelesiyle inşa edilir.
Ve hayatın sonunda insanlar hangi makamda bulunduğunuzu değil, nasıl bir insan olduğunuzu hatırlar.
Bazı insanlar makama gelerek büyümez.
Karakterleri sayesinde bulundukları makamı büyütürler.
Mustafa Çifçi’nin hikâyesi bana bunu bir kez daha hatırlattı:
Makam önemlidir.
Fakat makamdan önce karakter gelir.
Bu vesileyle bir kez daha Yeni İçişleri Bakanımız Sayın Mustafa Çifçi’ye görevinde başarılar diliyor, ülkemize ve milletimize hayırlı hizmetler yapmayı nasip etmesini Yüce Allah’tan niyaz ediyorum.
Rabbim kendisine güç, feraset, basiret ve adalet duygusu versin.
Milletimizin huzuru, devletimizin gücü ve ülkemizin geleceği için yürüteceği çalışmalarda yardımcısı olsun.
Kendilerine bir kez daha hayırlı olsun dileklerimi iletiyor, Allah’ın hayırlı işlere vesile kıldığı, iz bırakan ve milletin gönlünde yer eden hizmetlerle muvaffak kılmasını temenni ediyorum.

English