Malatya'da Nohut Hasadı Zorlu Şartlarda Başladı
· Google Haberler
Malatya'da Tarım ve Orman Bakanlığı'nın TAKE projesiyle desteklenen nohut üretiminde hasat dönemi başlarken, engebeli arazilerdeki tüm yük mevsimlik tarım işçilerinin omuzlarında kalıyor.
Malatya'da Nohut Üretim Seferberliği
Türkiye, dünya bakliyat ticaretinde ve nohut üretiminde stratejik konumunu korurken, yerel tarım havzalarında üretim kapasitesini artırmaya dönük çalışmalar hız kesmeden devam ediyor. Malatya ilinin kuru tarım arazilerinde nohut ekiminin yaygınlaştırılması amacıyla Tarım ve Orman Bakanlığı koordinesinde Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesi (TAKE) projeleri devreye alındı. Yemeklik ve çerezlik piyasasında önemli bir pazar payı bulunan ürünün hasat dönemiyle birlikte tarımsal tedarik zincirindeki canlılık sahaya yansıdı.
TAKE Projesi Destek Rakamları
Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre, Malatya genelinde yürütülen TAKE projesi kapsamında 2026 yılında toplam 139 üreticiye yüzde 75 hibe desteği sağlandı. Proje çerçevesinde çiftçilere 69 tonun üzerinde sertifikalı tohum dağıtımı gerçekleştirilirken, toplamda 4 bin 430 dekar alanda planlı ekim yapıldı. Sahadan alınan verilere dayanılarak yürütülen bu operasyon sonucunda bölgeden yaklaşık 500 tonluk rekolte elde edilmesi hedefleniyor.
Engebeli Arazide Elle Hasat
Bölgedeki coğrafi şartlar modern tarım makinelerinin her noktaya girmesine izin vermezken, hasat sürecinde insan gücü kritik rol oynamayı sürdürüyor. Sahadaki çalışma düzenini anlatan mevsimlik tarım işçisi Zeki Göçer şu değerlendirmede bulundu:
"Hocam, bu topraklarda makine işlemez; arazi engebeli, çetin... Bizim teknolojimiz de nasırlı ellerimizdir. Nohudu topraktan tek tek, elle söküp yoluyoruz. Gün boyu bedenimizle toprağa eğilerek derim yapıyoruz. Yalnızca nohut toplandıktan sonra samanından ayrılsın diye patoza veriyoruz, orada makine giriyor devreye. Gerisi tamamen beden gücü, tamamen sabır."
Kavurucu Sıcakta Zorlu Mesai
Malatya'nın bozkır ikliminde yaz sıcaklıklarının tepe noktaya ulaştığı dönemde hasat mesaisi sabahın ilk ışıklarıyla başlıyor. Zorlu iklim şartları altında çalışmak zorunda kaldıklarını vurgulayan mevsimlik tarım işçisi Zeki Göçer sahadaki günlük düzeni şu sözlerle anlattı:
"Güneş henüz doğmadan, sabah saat 05.00’te tarladayız. Akşamın karanlığı çökene, saat 20.00 olana kadar sürer nöbetimiz. Günün en ağır saati öğledir; güneş tepedeyken toprak adeta alev alır. O saatlerde tarlanın kenarına kurduğumuz derme çatma portatif çadırların cılız gölgesine sığınır, soluklanmaya çalışırız. Gölge bile sıcaktır ama durmak zorundayız."
Tarladaki Beden Gücü ve Riskler
Nohut hasadında çalışan mevsimlik işçiler gün boyu yalnızca yüksek sıcaklıkla değil, arazideki haşere, akrep ve yılan tehdidiyle de karşı karşıya kalıyor. Eğilerek veya çömelerek saatlerce çalışmanın kas ve iskelet sisteminde ciddi yıpranmalara yol açtığı gözlemleniyor. Tarla sahipleriyle herhangi bir aracı ya da dayıbaşı olmadan doğrudan anlaşarak çalışan aileler, yeterli beslenme ve temiz suya erişim imkânlarının kısıtlı olması nedeniyle fiziksel sınırlarını zorlayarak üretim döngüsünü tamamlıyor.
Ücret Dengesi ve Kazanç Tablosu
Üretim sahasındaki maliyet dengeleri işçi gelirlerine de doğrudan yansıyor. Mevsimlik tarım işçisi Zeki Göçer'in verdiği bilgilere göre, nohut derme işinde dönüm başına ortalama 1.500 TL ücret ödeniyor. Çevre köylerden gelen yerli işçilerin sabah 08.00 ile 17.00 saatleri arasındaki günlük yevmiyesi 1.750 TL seviyesinde bulunuyor. Üç kişilik bir ailenin gece gündüz çalışsa dahi aylık toplam kazancının 100 bin lirayı bulmadığı, kişi başına düşen payın asgari ücretin altında kaldığı kaydediliyor.
Çadırlardaki İlkel Yaşam Koşulları
Arapgir, Ağın, Keban ve Arguvan yol ayrımında kurulan derme çatma çadır kamplarında elektrik ve şebeke suyu altyapısı bulunmuyor. İhtiyaç duyulan kullanım ve içme suyu araç bagajlarında taşınan bidonlarla uzak mesafelerden getirilirken, akşam aydınlatması akü veya ışıldaklarla sağlanıyor. Buzdolabı imkânının bulunmaması nedeniyle kuru gıdayla beslenen işçiler, bölgedeki perakende noktalarında uygulanan yüksek fiyatlar karşısında gıda harcamalarında ekonomik güçlük yaşıyor.
Kadınlar ve Çocukların Eğitimi
Tarımsal işgücünün merkezinde yer alan kadınlar, tarladaki fiziki çalışmanın yanı sıra yemek, bulaşık ve çamaşır gibi evsel yükleri de omuzluyor. Hasat takvimi nedeniyle aileleriyle birlikte göç etmek zorunda kalan çocuklar ise eğitim dönemlerini tamamlayamadan okullarından ayrılıyor. Türkiye'nin 2001 yılında 4623 sayılı Kanun ile onayladığı 182 Sayılı ILO Sözleşmesi ve 2024/5 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi mevzuatta yer almasına rağmen kırsalda çocuk işçiliği sahada sürmeye devam ediyor.
Göç Haritası Karadeniz'e Uzanıyor
Diyarbakır, Şanlıurfa, Mardin ve Adıyaman gibi illerden yola çıkan gezici tarım işçileri, Malatya'daki kayısı, nohut ve mercimek hasadını tamamladıktan sonra durmaksızın yeni üretim havzalarına hareket ediyor. Tarımsal takvimin gereği olarak Malatya etabının ardından Karadeniz Bölgesi'ne geçilerek fındık hasadı mesaisine başlanıyor. Ürünlerin olgunlaşma sırasına göre şekillenen bu rota, yılın büyük bir bölümünün yollarda ve çadırlarda geçmesine yol açıyor.
Sosyal Güvence ve Gelecek Talebi
Tarım sigortası ve iş güvenliği ekipmanlarının yetersizliği sektördeki yapısal sorunlar arasında yerini korurken, mevsimlik tarım işçisi Zeki Göçer taleplerini şu şekilde ifade etti:
"Biz çalışmak, alın terimizle geçinmek istiyoruz. Kimseye yük olmak istemiyoruz. Ancak emeğimizin karşılığında yalnızca ücret almak yetmiyor. Güvenli bir ortamda çalışmak, sağlığımızın korunması, çocuklarımızın eğitimlerinin aksamaması ve temel ihtiyaçlarımızın karşılanması da bizim hakkımız. Bizim sorunlarımızı yalnızca hasat zamanı değil, yıl boyunca konuşmak gerekiyor. Çünkü mevsimlik tarım işçisi yalnızca tarlada çalışan bir insan değildir; o emeğin arkasında bir aile, bir yaşam ve geleceğini kurmaya çalışan insanlar vardır. Tek isteğimiz, verdiğimiz emeğin ve yaşadığımız sorunların görülmesi, duyulması ve dikkate alınmasıdır."