TARIMIN GELECEĞİ BİLİMLE YEŞERECEK
· Halil ETYEMEZ
Geçtiğimiz günlerde Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürü Dr. Mustafa Altuğ Atalay’ı ziyaret ettim. Tarım araştırmaları, yürütülen projeler ve ülkemizin gelecekte ihtiyaç duyacağı tarım politikaları üzerine verimli istişarelerde bulunduk. Bu görüşme bir gerçeği yeniden hatırlattı: Tarım artık yalnızca toprağı sürmek, tohumu ekmek ve ürünü hasat etmekten ibaret değildir. Günümüzde tarım
Geçtiğimiz günlerde Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürü Dr. Mustafa Altuğ Atalay’ı ziyaret ettim. Tarım araştırmaları, yürütülen projeler ve ülkemizin gelecekte ihtiyaç duyacağı tarım politikaları üzerine verimli istişarelerde bulunduk.
Bu görüşme bir gerçeği yeniden hatırlattı: Tarım artık yalnızca toprağı sürmek, tohumu ekmek ve ürünü hasat etmekten ibaret değildir. Günümüzde tarım; bilim, teknoloji, veri, genetik kaynak, millî güvenlik ve bağımsızlık meselesidir.
Bir ülke savunma sanayisinde dışa bağımlı olamayacağı gibi tohumda, gübrede, aşıda, tarım ilacında ve gıda teknolojilerinde de dışa bağımlı kalamaz. Çünkü gıda güvenliğini sağlayamayan bir ülke, geleceğini de güvence altına alamaz.
İşte TAGEM, Türkiye’nin bu alandaki en önemli bilim ve araştırma merkezlerinden biridir.
TAGEM bünyesinde 49 araştırma kuruluşu faaliyet göstermekte, ayrıca 29 Bakanlık kuruluşu araştırma yetkisiyle çalışmaktadır. Merkez ve araştırma enstitülerinde yaklaşık 6 bin 900 personel görev yapmaktadır. Bu yapı; bitkisel üretimden hayvancılığa, bitki ve hayvan sağlığından su ürünlerine, genetik kaynaklardan toprak ve su yönetimine, iklim değişikliğinden dijital tarım ve yapay zekâya kadar geniş bir alanda çalışmalar yürütmektedir.
Bugüne kadar verim ve kaliteyi artırmaya yönelik binlerce proje tamamlanmış, 2 binin üzerinde bitki çeşidi geliştirilerek tescil edilmiştir. Yerli hayvan ırklarının korunması, gen bankalarının güçlendirilmesi, biyolojik mücadele ile yerli aşı, gübre, yem ve gıda teknolojileri alanlarında önemli bir birikim oluşturulmuştur.
Bunun yanında hasat sırasında ve sonrasında meydana gelen ürün kayıplarını azaltacak buluşların, makine ve teknolojilerin deneme çalışmaları da yapılmaktadır. Çünkü üretimi artırmak kadar, büyük emeklerle üretilen ürünü kaybetmeden tarladan sofraya ulaştırmak da önemlidir. Hasat kayıplarının azaltılması; çiftçinin gelirinin korunması, kaynakların daha verimli kullanılması ve ülkemizin gıda arz güvenliğinin güçlendirilmesi demektir.
TAGEM ayrıca üniversiteler, TÜBİTAK birimleri, özel sektör, kooperatifler ve üretici kuruluşlarıyla iş birliği yapmakta; proje başvuruları alarak uygun bulunan tarımsal Ar-Ge çalışmalarına destek vermektedir. Böylece kamu, üniversite, özel sektör ve üretici arasında önemli bir araştırma ve iş birliği zemini oluşturmaktadır.
Ortaya konulan bu birikim ve verilen emek kıymetlidir. Yapılan çalışmaları görmek, araştırmacılarımızın gayretlerini takdir etmek ve kurumsal kapasiteyi teslim etmek gerekir.
Ancak iklim değişikliği, kuraklık, su kaynaklarının azalması, artan maliyetler, hastalık ve zararlılar, küresel tedarik krizleri ve tarımsal nüfusun yaşlanması; yürütülen çalışmaların daha da büyütülmesini ve hızlandırılmasını zorunlu kılmaktadır.
Geleceğin tarımında daha fazla kaynak tüketerek değil; daha fazla bilgi, teknoloji ve verim üreterek ayakta kalacağız.
TAGEM bugün önemli araştırmalar yapmakta, projeleri desteklemekte ve geliştirdiği sonuçları üretime aktarmaktadır. Yeni dönemde yapılması gereken, bu çalışmaların kapsamını genişletmek, sahaya aktarılma hızını artırmak ve ekonomik değerini yükseltmektir.
Bu anlayışla yeni dönemin öncelikleri açık olmalıdır:
- Kuraklığa dayanıklı yerli tohum çalışmaları yapılıyor; daha fazlasını yapmalıyız. Her bölgenin iklim ve toprak koşullarına uygun, daha az su tüketen, hastalıklara dayanıklı ve yüksek verimli çeşit geliştirme çalışmalarını millî bir seferberliğe dönüştürmeliyiz.
- Su verimliliğine yönelik araştırmalar yürütülüyor; uygulama alanını genişletmeliyiz. Akıllı sulama, sensör ve uydu teknolojilerini daha fazla üreticiyle buluşturmalı; üretimi yalnızca dekardan alınan ürünle değil, kullanılan su başına elde edilen verimle de ölçmeliyiz.
- Yerli tarımsal girdiler geliştiriliyor; dışa bağımlılığı daha hızlı azaltmalıyız. Gübre, hayvan aşısı, biyolojik mücadele ürünü, yem katkısı ve tarım makinelerinde yerli üretimi stratejik bir programa dönüştürmeliyiz.
- Hasat kayıplarını önleyici buluşlar ve teknolojiler deneniyor; bunları yaygınlaştırmalıyız. Başarısı kanıtlanan makine, yöntem ve teknolojilerin çiftçiye ulaşmasını kolaylaştırmalı; hasat ve hasat sonrası kayıpları ürün bazında ölçerek azaltmalıyız.
- Dijital tarım ve yapay zekâ çalışmaları yürütülüyor; bütünleşik bir sisteme geçmeliyiz. Hastalıkları erken tespit eden, kuraklık ve rekolte risklerini öngören, çiftçiye doğru zamanda doğru uygulamayı öneren millî karar destek sistemlerini yaygınlaştırmalıyız.
- Araştırma sonuçları üreticiyle buluşturuluyor; tarlaya aktarım kapasitesini güçlendirmeliyiz. TAGEM Tarla Okulları ve demonstrasyon alanlarıyla geliştirilen her çeşit, yöntem ve teknolojiyi daha fazla üreticiye ulaştırmalıyız.
- Üniversite, özel sektör ve üretici kuruluşlarıyla projeler destekleniyor; etki odaklı destek modelini büyütmeliyiz. Proje desteklerini ülkemizin stratejik ihtiyaçlarına yöneltmeli; araştırma sonuçlarını üretime ve pazara taşıyacak ortaklıkları teşvik etmeliyiz.
- Bilimsel çıktılar ekonomik değere dönüştürülüyor; ticarileştirme kapasitesini artırmalıyız. Patent, lisans, markalaşma ve ihracat süreçlerini güçlendirerek araştırma sonuçlarını üretime, istihdama ve ihracata daha fazla kazandırmalıyız.
- Araştırmacılarımız destekleniyor; nitelikli insan kaynağını daha güçlü biçimde korumalıyız. Bilim insanlarının kurumda kalmasını sağlayacak kariyer, teşvik ve uluslararası çalışma imkânlarını geliştirmeli; enstitülerin araştırma arazilerini geleceğimizin emaneti olarak korumalıyız.
Yeni dönemin TAGEM’i; araştırma yapan, araştırmayı destekleyen, geliştirdiği bilgiyi ürüne dönüştüren, ticarileştiren ve sonuçlarını çiftçinin tarlasına taşıyan bütünleşik bir tarımsal teknoloji merkezi olmalıdır.
TAGEM’in başarısını yalnızca proje ve makale sayısıyla değil; kullanılan yerli çeşitler, tasarruf edilen su, önlenen hasat kayıpları, azalan ithalat, düşen üretim maliyetleri, alınan patentler, artan ihracat ve yükselen üretici geliriyle ölçmeliyiz.
Tarım anlayışımızın merkezinde insan vardır. Toprağı korumadan üretimi, üreticiyi korumadan tarımı, bilimi desteklemeden bağımsızlığı sürdüremeyiz. Çiftçinin alın teri ile araştırmacının akıl terini buluşturmak zorundayız.
Türkiye’nin bereketli toprakları, zengin genetik kaynakları, güçlü üretim kültürü ve yetişmiş insan gücü vardır. Bu imkânları ortak bir hedef etrafında birleştirerek yalnızca kendi ihtiyacını karşılayan değil, geliştirdiği tohum, teknoloji ve üretim modelleriyle bölgesine ve dünyaya yön veren bir tarım ülkesi olmalıyız.
TAGEM bu yürüyüşün bilimsel öncüsü olabilir.
Çünkü tarımın geleceği tesadüflere bırakılamaz. Planlanmalı, araştırılmalı ve bilimle inşa edilmelidir.
Tohumdan teknolojiye, tarladan laboratuvara, araştırmadan üretime uzanan yeni bir tarımsal kalkınma hamlesini hep birlikte büyütmeliyiz.
Yapılanları takdir etmeli, birikimi korumalı ve Türkiye’nin tarımsal geleceği için daha fazlasını yapmalıyız.
Güçlü çiftçi, güçlü tarım; güçlü tarım, bağımsız Türkiye demektir.