Bugün Kurban Bayramı…
· Halil ETYEMEZ

Bir kez daha aynı tekbirlerin göğe yükseldiği, aynı duaların semaya karıştığı, aynı kıbleye yönelen milyonların aynı ümmetin parçası olduğunu hatırladığı mübarek bir zaman dilimindeyiz. Bayramlar sadece takvim yapraklarında duran dini günler değildir. Bayramlar; kalbin yeniden merhameti hatırladığı, vicdanın yeniden insanı çağırdığı, kırgınlıkların onarıldığı, küslüklerin bittiği, affetmenin büyüd

Bir kez daha aynı tekbirlerin göğe yükseldiği, aynı duaların semaya karıştığı, aynı kıbleye yönelen milyonların aynı ümmetin parçası olduğunu hatırladığı mübarek bir zaman dilimindeyiz.
Bayramlar sadece takvim yapraklarında duran dini günler değildir. Bayramlar; kalbin yeniden merhameti hatırladığı, vicdanın yeniden insanı çağırdığı, kırgınlıkların onarıldığı, küslüklerin bittiği, affetmenin büyüdüğü zamanlardır. Çünkü İslam; öfkenin değil merhametin, kavganın değil kardeşliğin, zulmün değil adaletin dinidir.
Kurban Bayramı bize sadece kurban kesmeyi değil; nefsi törpülemeyi, kibri azaltmayı, paylaşmayı, dayanışmayı ve insan kalabilmeyi öğretir. Hz. İbrahim’in teslimiyetini, Hz. İsmail’in sadakatini ve insanlığın ortak vicdanını taşır içinde.
Ama bugün ne yazık ki bayrama buruk giren bir dünya var…
Gazze’de çocuklar bayrama bombaların altında giriyor. Filistin’de anneler evlatlarını toprağa veriyor. Lübnan’da ve dünyanın farklı coğrafyalarında insanlar savaşın, açlığın, korkunun ve zulmün gölgesinde hayat mücadelesi veriyor. Kadınlar, çocuklar, yaşlılar, siviller ölürken, insanlık çoğu zaman sadece seyrediyor.
Oysa bir çocuğun ölümü, bütün insanlığın vicdanından bir parçanın kopmasıdır.
İslam, kardeşlik dinidir, barış dinidir, ayanışma dinidir. Birbirinin acısını hissedebilme ahlakıdır. Aynı Allah’a inanan insanların birbirine silah doğrulttuğu, aynı ümmetin parçalandığı, birbirine öfke ve nefret büyüttüğü bir tablo, sadece siyasi değil aynı zamanda ahlaki bir yıkımdır.
Bugün Müslümanların en büyük ihtiyacı, birbirini suçlamak değil birbirini anlamaktır. Ayrışmak değil birleşmektir. Güç kavgası değil vicdan birlikteliğidir. Çünkü ümmet olmanın anlamı sadece aynı inancı taşımak değil, aynı acıyı da hissedebilmektir.
Biz hep aynı cümleyi kuruyoruz…
“Eski bayramların tadı vardı…”
“Bayramlar çocukken daha güzeldi…”
Peki gerçekten bayram mı değişti?
Yoksa biz mi değiştik?
Acaba büyüdükçe kalabalıklaştık ama iç dünyamız mı yalnızlaştı?
Evlerimiz büyüdü ama sofralarımız mı küçüldü?
İmkânlarımız arttı ama paylaşma duygumuz mu azaldı?
Belki de mesele bayramların eski tadını kaybetmesi değildir.
Belki mesele, bizim bayramı bayram gibi yaşamayı unutmuş olmamızdır.
Çünkü çocuk, bayramı sadece şekerle değil sevgiyle hisseder.
Kapı çalmayı, sarılmayı, aynı sofraya oturmayı, affetmeyi, sevinmeyi bilir.
Çocuk için bayram, gösteriş değil samimiyettir.
Belki de insan büyüdükçe yaş alıyor ama kalbi yoruluyor.
Bu yüzden bugün en çok ihtiyacımız olan şey; yeniden çocuk kalabilen bir vicdandır.
Sevgiyi, merhameti, kardeşliği ve paylaşmayı hâlâ heyecanla taşıyabilen bir yürektir.
Bizler yıllardır şunu söylüyoruz.
Merhametin olmadığı yerde güç büyüse de insan küçülür.
Vicdanın sustuğu yerde teknoloji gelişse de medeniyet çürür.
Kardeşliğin kaybolduğu yerde ise bayramlar sadece şekil olarak kalır.
Bu bayram, küslüklerin bittiği, gönüllerin birleştiği, kardeşliğin yeniden güçlendiği bir bayram olsun.
Silahların sustuğu…
Çocukların ölmediği…
Annelerin ağlamadığı…
Mazlumların sahipsiz bırakılmadığı…
İnsanlığın yeniden vicdanını hatırladığı bir dünya için dua edelim.
Çünkü biz biliyoruz ki,
barış sadece siyasetin konusu değildir.
Barış aynı zamanda vicdanın, ahlakın ve insan kalabilmenin meselesidir.
Bu duygu ve düşüncelerle, başta aziz milletimiz olmak üzere, gönül coğrafyamızdaki bütün kardeşlerimizin ve tüm İslam âleminin Kurban Bayramı’nı gönülden tebrik ediyorum.
Bayram, insanlığa merhamet, dünyaya huzur, ümmete birlik, mazlumlara umut getirsin.
Nice bayramlara…
Kardeşçe, adaletle ve barış içinde
Bayramınız mübarek olsun.