Kooperatiflerin Çekilmesi Fındıkta Üretici Gelirini Baskıladı
· Tarım Dünyası

IMF ve Dünya Bankası destekli reformlarla tarım satış birliklerinin piyasa gücünün zayıflatılması, fındık başta olmak üzere stratejik ürünlerde üreticileri daralan alıcı yapısı ve dalgalı fiyat baskısıyla karşı karşıya bıraktı.
Tarımsal Birliklerde Politika Dönüşümü
Türkiye'de IMF destekli programlar çerçevesinde Tarım Satış Kooperatifleri Birlikleri Kanunu değiştirilerek birliklerin devletle olan doğrudan parasal bağı kesildi. Özerk yapıya kavuşturulan bu kurumlar tüccar statüsünde faaliyet göstermek zorunda bırakıldı. Uzun yıllar boyunca Toprak Mahsulleri Ofisi buğdayı, Tekel ise tütünü alırken; diğer temel ürünlerde taban fiyat üzerinden birlikler piyasayı regüle ediyordu. Destekleme Fiyat İstikrar Fonu (DFİF) kredileri ile yürütülen alım sistemi kaldırılınca Ziraat Bankası üzerinden sağlanan finansman muslukları kapandı ve zararların devletçe karşılanması uygulamasına son verildi.
Birliklerin Piyasadaki Stratejik Ağırlığı
Tarım yazarı Ali Ekber Yıldırım tarafından paylaşılan verilere göre Türkiye genelinde faaliyet gösteren 16 tarım birliği, 733 bin çiftçinin hasadını alıp pazarlamaktaydı. Bu yapılar pamuk üretiminin yüzde 25'ini, fındığın yüzde 27'sini ve çekirdeksiz kuru üzümün yüzde 30'unu satın alıyordu. Ayrıca ayçiçeğinde yüzde 43 ve zeytinde yüzde 15 pazar payına sahiptiler. Gülçiçeği, mercimek, fıstık ve kırmızı biber gibi stratejik ürünlerde de birlikler piyasadaki en büyük alıcı durumundaydı.
Finansman Kesintisi ve Üretim Riski
Birlikler 1998/99 ürün döneminde 1,4 milyar dolarlık alım için 1,2 milyar dolar kredi kullandı. Bir sonraki 1999/2000 sezonunda ise 337 milyon dolarlık alım için 569 milyon dolar kredi kullanıldı. Fiskobirlik yalnızca 1999 yılında 153 trilyon liralık alım yapabilmek adına 147 trilyon lira finansman sağladı.
Dünya Gazetesi Tarım Yazarı Ali Ekber Yıldırım sürecin yaratacağı risklere işaret ederek şu değerlendirmede bulunmuştu:
Tarımda zor dönemece giriliyor
Dönemin hükümet yetkilileri ve politikacıları ise üreticiye güvence vermeye çalışarak şu açıklamayı yapmıştı:
Çiftçinin malını tarlada bıraktırmayız…
Ancak verilen vaatlere rağmen DFİF kredilerinin kesilmesi üreticinin maliyet altında satış yapmasına ve tarımsal üretimin gerilemesine zemin hazırladı.
Fındık Piyasasında Rekolte ve Fiyat
Fındık sektöründe her sezon öncesi üretim ve taban fiyat tahminleri üzerinden büyük tartışmalar yaşanmaktadır. 2017-2018 sezonunda alıcılar rekolteyi 600 bin ton kabuklu olarak tahmin ederken üretici tarafı beklentiyi en fazla 550 bin ton olarak açıklamıştı. Gerçeği yansıtmayan rekolte spekülasyonları fiyatların üretici aleyhine hızla düşmesine neden oldu. Geçmiş sezon başında kilogramı 20 TL seviyesine ulaşan kabuklu fındık fiyatı, manipülatif beklentiler ve sahipsizlik sebebiyle 10 TL bandının altına kadar geriledi.
Üretim Coğrafyasının Genişlemesi ve Verim
Geçmişte fındık üretimi yalnızca 3 ilde yoğunlaşırken ve toplam üretimin yüzde 87'sini karşılarken, üretim alanı 39 ile ve 700 bin hektara yayıldı. Yıllık kabuklu üretimi 80-90 bin tonlardan 600-650 bin ton seviyesine fırladı ve 400 bin aile geçimini bu ürüne bağladı. Karadeniz yamaçlarında dönümde 80-100 kg verim alınırken, Batı'daki düz ve sulak alanlarda verim dönüm başına 150-200 kg seviyesine ulaştı. İki kilo kabuklu fındıktan bir kilo iç fındık elde edilmektedir.
İhracat Geliri ve Pazar Yapısı
Türkiye genelinde üretilen 600-650 bin ton kabuklu üründen 300-325 bin ton iç fındık işlenmektedir. Yıllık iç tüketimin yaklaşık 50 bin ton olduğu pazarda, her yıl en az 250 bin ile 275 bin ton iç fındık ihraç edilmektedir. Bu ihracat karşılığında Türkiye ekonomisine yıllık 2,0 ile 2,5 milyar dolar döviz girdisi sağlanmaktadır. Ancak pazarda alıcıların sınırlı, üreticilerin ise dağınık olması piyasa istikrarını ve gelir potansiyelini doğrudan baltalamaktadır.
Doğrudan Alımlar ve Sözleşmeli Model
Fındığın küresel ticareti yurt dışındaki 8-10 uluslararası firma ile yurt içindeki yaklaşık 800 tüccar tarafından idare edilmektedir. Ali Ekber Yıldırım tarafından aktarılan tespitlere göre yabancı alıcılar artık aracıları devreden çıkararak doğrudan üreticiden alım yapmaktadır. Doğrudan alımların payı piyasada yüzde 60 seviyesine yükselmiştir. Büyük alıcılar ayrıca sözleşmeli üretim modelleri kurarak hem kaliteyi kontrol etmekte hem de piyasa fiyatının belirlenmesinde mutlak hakimiyet kurmaktadır.
Fiskobirlik Deneyimi ve Boşalan Regülasyon
1938 yılında kurulan Fiskobirlik, bünyesindeki 50 kooperatif ve 250 bin üretici aile ile fındık piyasasının ana aktörü konumundaydı. Kurum 200 bin tonluk depolama kapasitesiyle hasat döneminde taban fiyat açıklayarak piyasayı dengeliyordu. Dünya Bankası tavsiyeleri sonrasında birliklerin güçsüzleştirilmesi sürecinde 2006'da Fiskobirlik devre dışı bırakıldı. Görevlendirilen TMO'nun da zamanla piyasadan çekilmesiyle alan tamamen serbest tüccar ve yabancı ihracatçıların kontrolüne geçti.
Piyasada Alıcı Gücü ve Fiyat Baskısı
Serbest piyasa şartlarında çok sayıda örgütsüz satıcıya karşılık çok az sayıda güçlü alıcının bulunması, fiyat dikte etme gücünü alıcı tarafa teslim etmektedir. Üreticinin acil nakit ihtiyacı ve depolama imkanlarının kısıtlılığı sebebiyle ürün hızla elden çıkarılmaktadır. Üreticilerin taban fiyatın 10-12 TL seviyesinde korunması yönündeki talepleri piyasa düzenleyici bir mekanizma bulunmadığı için karşılıksız kalmakta, bu durum sadece çiftçiyi değil ülkenin fındık ihracat gelirini de azaltmaktadır.
Tarımsal Gelecek İçin Kooperatifleşme İhtiyacı
Tarım sektörünün sürdürülebilirliği ve ithalata bağımlı hale gelmemesi için üretici örgütlenmesi zorunludur. Birliklerin devreden çıkarılması pamuk, ayçiçeği ve zeytinyağı gibi stratejik ürünlerde arz açığına yol açma riski taşımaktadır. Eski kooperatif yönetimlerindeki aksaklıklar kooperatifçilik modelinin reddedilmesini gerektirmez. Çiftçinin korunması, doğru kurgulanmış güçlü kooperatif çatıları ve üretici birliklerinin yeniden tesis edilmesiyle mümkün olacaktır.