Bir Saksının Gölgesinde…
· Batuhan TÜRK

Geçen hafta Türkiye'nin gündemine incir çekirdeğini doldurmayacak bir incir fidanı meselesi büyük bir haber olarak düştü; daha doğrusu düşürüldü kanaatimce...
Geçen hafta Türkiye'nin gündemine incir çekirdeğini doldurmayacak bir incir fidanı meselesi büyük bir haber olarak düştü; daha doğrusu düşürüldü kanaatimce...
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, 31 Ağustos'ta Aydın'daki İncir Araştırma Enstitüsü'nün bahçesinde, Milletvekilleri, Oda ve Borsa Başkanları ve incir üreticileriyle birlikte bir fidan dikmişti. Kuvvetle muhtemel bir çok okuyucumuz da bu haberleri görmüştür. Fidan çukura plastik saksısıyla birlikte kondu; saniyeler içinde çıkarıldı, saksısından ayrıldı, yeniden dikildi ve sulandı.
Aslında olayın tamamı bu kadar. Sonrası ise bir sosyal medya operasyonunun ders kitabı örneği. Birkaç saniyelik bir kesit kırpıldı, "fidanı saksıyla dikti" başlığıyla servis edildi ve üzerine kalın harflerle bir yargı yazıldı: "Tarım Bakanı'nın tarım bilgisi bu kadar." Bir muhalefet partisinin Genel Başkan Yardımcısı ise meseleyi bir çırpıda "tarımı bilmeyenler yönetiyor" tezine bağlayıverdi.
Şimdi yavaşlayalım ve videoyu sonuna kadar izleyelim.
Videonun tamamını kesilmeden izledim. (Ki kesintiye uğramayan bölümleri bulmak çok zamanımı aldı) Görüntüde Bakan'ın ağzından çıkan cümle şu: "Bu şekilde dikimi doğrumu, lastiğini çıkarmamız gerekiyor, çıkartalım, ben onu koyduktan sonra farkettim." Yani saksıyı fark eden, "bu böyle olmaz" diyen ve düzelttiren, "vatandaşın imdadına yetiştiği" bir bakan değil; bizzat kendisi. Haberlerin bir kısmında "çevredekilerin uyarısıyla hatadan döndü" denmesi ile Bakan'ın kendi cümlesi arasındaki fark, bir haberle bir kurgunun arasındaki farktır.
Elbette fidan bir anlık saksısıyla çukura kondu. Bunu kimse inkâr etmiyor; Bakan da etmiyor. Ama "koyduktan sonra fark ettim" diyen bir insanı "hayatında ağaç görmemiş" diye anlatmak, doğruyu söylemek değil, doğrudan intikam almaktır.
Kamu hayatında protokol fidan dikimi bir ziraat işlemi değil, bir semboldür. Çukur önceden açılır, fidan önceden hazırlanır, on beş el aynı anda toprağı tutar, kürekler kameralara döner. Fidan elinize tutturulur, siz çukura yönelirsiniz. Aslında bu koreografinin içinde saksının önceden çıkarılmamış olması, dikimi yapan kişinin değil, hazırlığı yapan ekibin ayrıntısıdır.
Bir Bakanın tarım bilgisi, protokol dikiminde saksıyı kaç saniyede fark ettiğiyle ölçülmez. Ölçülecekse; girdi desteğiyle, sözleşmeli üretim modeliyle, kuraklık yönetimiyle, sulama yatırımıyla, orman yangınlarıyla mücadele filosuyla ölçülür. Bu başlıkların her biri hakkında sert eleştiri yapmak mümkündür, meşrudur ve gereklidir. Ama o eleştirilerin yerine bir saksı kesitini koymak, siyasi tartışmayı fakirleştirmekten başka işe yaramaz. O gün Aydın'daki ziyaretin asıl konusu incir hasadı, bu yıl beklenen 94 bin ton kuru incir rekoltesi, üreticilerle ve borsa temsilcileriyle yapılan görüşmeler. Bunların hiçbiri manşete taşınmadı; bir plastik kap taşındı. Türkiye'nin incir üreticisini ilgilendiren gündem, üç saniyelik bir videonun gölgesinde kaldı.
Ve bir siyasi partinin Genel Başkan Yardımcısının "liyakatsizlik" vurgusu. Yumaklı, Bakanlık koltuğuna oturmadan önce de Bakan Yardımcısı olarak görev yapıyordu; yani Türkiye'de fidan üretiminin ve ağaçlandırmanın kurumsal sorumluluğunu taşıyan teşkilatı yönetmiş bir isimden söz ediyoruz. Bir yöneticinin yetkinliği, protokol töreninde kabın çıkarılıp çıkarılmadığıyla değil, yönettiği kurumun sonuçlarıyla ölçülür. Milli Ağaçlandırma Günü'nde (TEKGÜNDE) milyonlarca fidanı toprakla buluşturan bir teşkilattan bahsediyorsak, tartışmayı bu ölçekte yapmak en doğrusu.
Bu haberin bu kadar hızlı yayılmasının sebebi, hazır bir şablona oturmasıdır: "Tarımı bilmeyen Bakan." Muhalefet cephesinden gelen "kepek eken Bakandan sonra saksıyla fidan diken bakan" cümlesi, bu şablonun ne kadar kullanışlı olduğunu gösteriyor. Şablon hazır olunca görüntünün tamamına bakmaya gerek kalmıyor; kesit yetiyor.
Oysa gazetecilik, kesitle değil bağlamla yapılır. Aynı videonun devamı elimizdeyken, Bakan'ın kendi düzeltmesi kayıttayken, "imdadına yetiştiler" başlığı atmak bir tercihtir. Ve bu tercih, haberi okuyanın değil, haberi yapanın karnesine yazılır.
Yumaklı dikimden sonra "Bir sonraki gelişimde tutmuş mu diye bakacağım, buradaki arkadaşlara emanet ediyorum" dedi. Bence bu cümle, olayın en anlamlı yeri. Çünkü fidanın kaderi saksısıyla değil, sonraki aylardaki bakımıyla belirlenir. Tıpkı bir Bakanlığın karnesinin, bir törendeki üç saniyeyle değil, sahadaki yıllarla belirlenmesi gibi.
Aydın'daki o incir fidanı bugün toprakta ve büyük ihtimalle bu yazıyı okuyan çoğu kişiden daha az dert ediniyor bu tartışmayı. Bir sonraki gelişte tutmuş mu diye bakılacak. Biz de eleştirilerimizi asıl tutması gereken yere, politikalara yöneltsek, hem tarıma hem de siyasete daha fazla hizmet etmiş oluruz diye düşünüyorum ne dersiniz?
Saksıyı çıkarın; fidan görünsün.