Tarım Portalı
Tarımın doğru adresi

Eskişehir Tarımı Sanayiyle Birlikte Maliyet Baskısına Direniyor

· Tarım Dünyası

Eskişehir Tarımı Sanayiyle Birlikte Maliyet Baskısına Direniyor

Eskişehir Sanayi Odası ve İl Tarım Müdürlüğü koordinasyonunda toplanan sektör temsilcileri, kentin 51 milyar liralık tarımsal hasılasına rağmen su kısıtı, gıda enflasyonu ve iş gücü krizinin üretimi tehdit ettiğini açıkladı.

Eskişehir Tarımının Tarihsel Mirası

Türkiye Cumhuriyeti'nin tarımsal kalkınma hamlesinde Eskişehir daima öncü bir misyon üstlenmiştir. Mustafa Kemal Atatürk’ün talimatıyla 13 Aralık 1925 tarihinde kurulan Türkiye'nin ilk araştırma kuruluşu Islah-ı Buzr, bugün Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü olarak faaliyetini sürdürmektedir. Temeli 1 Şubat 1933'te atılan kentin şeker fabrikası rekor sürede tamamlanarak 5 Aralık 1933'te açılmıştır. İlk ziraat mühendislerinden Ali Numan Kıraç'ın 1929'da kurduğu Kuru Tarım Deneme İstasyonu dünya literatürüne Türk mucizesi olarak girmiştir. 1936'daki Mahmudiye Köy Eğitmenler Kursu ve 1940'taki Çifteler Köy Enstitüsü kırsal eğitime temel oluşturmuştur.

Sanayi Odasında Tarım Masası

Eskişehir ekonomisi içinde tarım sektörünün doğrudan payı yüzde 7 seviyesinde gerçekleşmektedir. Buna rağmen kentteki köklü tarımsal hafıza ve üretim duyarlılığı canlılığını korumaktadır. Eskişehir Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Celalettin Kesikbaş öncülüğünde gıda sanayisine stratejik bir hassasiyetle yaklaşılmaktadır. Bu kapsamda 13 Ağustos 2026 Perşembe günü gıda, şekerleme, unlu mamul ve yem sektörü temsilcilerinin katıldığı geniş katılımlı Sektörel Meslek Grupları Toplantısı düzenlenmiştir. Toplantıda sanayiciler ile üreticiler tarladan fabrikaya uzanan güncel sorunları, hammadde tedarikini ve maliyet baskılarını ortak bir zeminde ele almıştır.

Kentin Tarımsal Üretim Değeri

Tarım ve Orman Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan Eskişehir Tarımsal Yatırım Rehberi verilerine göre kentte 2025 yılı itibarıyla Çiftçi Kayıt Sistemi'ne kayıtlı 24 bin 113 üretici bulunmaktadır. Toplam arazi varlığında 5,5 milyon dekar tarım alanı, 3,4 milyon dekar mera ve 1,3 milyon dekar nadas alanı yer almaktadır. Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürü Yüksel Çil'in aktardığı resmi verilere göre, 30,7 milyar liralık bitkisel üretim ve 19,3 milyar liralık hayvansal üretimle kentin toplam tarımsal hasılası 51 milyar liraya ulaşmıştır.

Bitkisel ve Hayvansal Varlık

Eskişehir genelinde 14 ilçe ve 546 mahallede sürdürülen bitkisel üretim deseninin yaklaşık yüzde 70'lik bölümünü hububat ve baklagil grubu oluşturmaktadır. Şekerpancarı ve sertifikalı tohum yetiştiriciliğinde kritik bir merkez olan kent, yeşillik üretiminde de Türkiye pazarında belirleyici konumdadır. Özellikle yıllık 34 bin tonluk rekolteyle Türkiye roka ihtiyacının yüzde 77'si tek başına bu topraklardan karşılanmaktadır. Hayvancılık kolunda ise il genelinde 160 bin baş büyükbaş ve 1 milyon 300 bin baş küçükbaş hayvan varlığı tespit edilmiş durumdadır.

Tarıma Dayalı Sanayi Altyapısı

Eskişehir'de üretilen tarımsal hammaddeler güçlü bir yerel sanayi ağı tarafından katma değerli ürünlere dönüştürülmektedir. İl genelinde tarıma dayalı olarak faaliyet gösteren toplam 1092 imalat işletmesi bulunmaktadır. Bu tesislerin sektörel dağılımında 273 yem fabrikası, 266 unlu mamuller işletmesi ve 161 pastacılık ürünleri tesisi başı çekmektedir. Ayrıca süt ve süt ürünleri alanında 75, et ve et ürünleri işleme sektöründe ise 20 modern tesis üretimlerini kesintisiz biçimde sürdürerek tarımsal istihdama ve gıda arz güvenliğine doğrudan katkı sunmaktadır.

Su Kısıtı ve İklim

Artan üretim rakamlarına karşın Eskişehir tarımının önündeki en kritik tehditlerin başında su kaynaklarının yetersizliği gelmektedir. Türkiye genelinde resmi olarak su kısıtı ilan edilen 11 ilden birisi Eskişehir'dir. Tarım ve Orman Bakanlığı'nın su kısıtı kapsamına aldığı ülke genelindeki 52 ilçeden 6'sı Eskişehir sınırları içinde yer almaktadır. Toplantıda söz alan uzmanlar kuraklık riski, yükselen enerji maliyetleri ve işçilik teminindeki güçlüklerin üretimi sınırlandırdığını, tarımsal sulamada verimlilik artırıcı projelere acil ihtiyaç duyulduğunu açıkça dile getirmiştir.

Sanayicinin Gıda Enflasyonu Tepkisi

Gıda fiyatlarındaki tırmanış ve sanayi üzerindeki etkileri değerlendiren Eskişehir Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Celalettin Kesikbaş şu açıklamayı yapmıştır:

"Sanayici elini taşın altına koymuş, artık eli mosmor olmuş. O taşın altında ezilmekten mahvolmuş. Gittiğimiz her yerde bunu anlatıyoruz. Türkiye’nin gıda enflasyonu yüzde 37, hizmetler sektörü enflasyonu yüzde 45’in üstünde. Bu bir kere adaletsiz. Ekonomi Bakanımıza da diyoruz ki, bir reçete uygulayacaksanız bu enflasyonla ilgili, sanayici için ayrı, gıda enflasyonunu düşürmek için ayrı, hizmetler sektörü için ayrı bir reçete uygulayın. Bize ne özel okullara giden çocuğun maliyeti ya da bilmem nesi. O maliyeti, enflasyonu düşürmek için sanayici olarak aynı aspirini kullanıyoruz, gıda enflasyonunu düşürmek için de aynı aspirini kullanıyoruz, hizmetler sektörünü düşürmek için de aynı aspirini, aynı hapı kullanıyoruz. Olan burada sanayiciye oluyor, eziliyor. Çünkü biz görevimizi yapmışız. Yüzde 17,7 temel mallar enflasyonu var sanayide. Bu benim rakamım değil, inansanız da inanmasanız da TÜİK(Türkiye İstatistik Kurumu)’in rakamı. Günün sonunda o kadar eziliyoruz ki saçma sapan gıda enflasyonu yüzünden. Aslında olan bizim sanayideki fabrikalarımıza oluyor. Çoğu kapanma aşamasına geliyor, çoğu üretim yapmak istemiyor."

TÜİK verilerine göre temel sanayi malları enflasyonunun yüzde 17,7 olduğunu hatırlatan Kesikbaş, sanayinin haksız bir maliyet baskısıyla karşı karşıya kaldığını vurgulamıştır.

Reçete Ayrımı ve Maliyetler

Ekonomi yönetimine sektör bazlı politika çağrısında bulunarak dönüşüm çabalarını aktaran Eskişehir Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Celalettin Kesikbaş sözlerini şöyle sürdürmüştür:

"Gerçekten fabrikaları modernize ediyoruz. Yeşil dönüşümün içinden geçiyoruz. Baktığınız zaman sanayide çok iyiyiz. Sanayiciler, insan kaynaklarından insan kaynakları yönetimine kadar, cinsiyet eşitliği vs. anlatıyoruz. Kardeşim, biz yapıyoruz işimizi. Burada binlerce fabrika bu işi yapıyor. Bu işe efor harcıyor, para harcıyor. Ama gıda enflasyonu yüzde 37 ve bunun faturası bizlere kesiliyor. Gittiğimiz her yerde de anlatıyoruz. Bunu çözecek olanların da mutlaka bir an önce çözüp aslında sanayiyi kurtarması gerekiyor bir şekilde. Bu anlamda tarım ve gıdayı çok önemsiyoruz."

Gıda fiyatlarının sadece market denetimleriyle değil tarladaki üretim maliyetleri düşürülerek çözülmesi gerektiğini belirtmiştir.

Kırmızı Et Piyasasında İthalat

Sektörel toplantıda hayvancılık politikaları ve kırmızı et fiyatlarındaki yapısal dengesizlikler geniş yer tutmuştur. Türkiye'nin 2010 yılından bu yana aralıksız besilik ve kasaplık canlı hayvan ile karkas et ithal ettiği, fabrika yemi hammaddesinde ise yüzde 60 oranında dışa bağımlı olduğu kaydedilmiştir. Et ve Süt Kurumu'nun regülasyon yerine ithalat ofisi gibi çalıştığı eleştirisi yapılarak, ithalat bağımlılığının fiyatları düşürmediği vurgulanmıştır. Kırmızı ette kalıcı istikrar için ithalat yerine yerli üreticiyi destekleyen politikalara dönülmesi ve küçükbaş tüketiminin özendirilmesi önerilmiştir.

Beyaz Et Sektöründeki Denge

Kırmızı et fiyatlarının yüksekliği nedeniyle tüketicinin beyaz ete yöneldiği bir dönemde, tavukçuluk sektörüne yönelik idari cezalar gündeme gelmiştir. Rekabet Kurumu tarafından 13 firmaya 3,7 milyar lira ceza kesilmesi ve ihracat kısıtlamaları üretimi olumsuz etkilemiştir. Beyaz et piyasasındaki fiyat dengesini değerlendiren ismi belirtilmeyen sektör üreticisi şu ifadeleri kullanmıştır:

"Ben 60 senedir beyaz et sektöründeyim. Az önce beyaz et konusunda konuşmalar oldu. Şöyle basit bir bilgi vermek isterim. Eskiden bir kilo kırmızı et fiyatına iki kilo beyaz et alıyorduk. Çok pahalıydı et. Sonra bir kilo yerine dört kilo almaya başladık. Şimdi bir kilo kırmızı et fiyatıyla 10 kilo beyaz et alabiliyoruz. Yani beyaz et sektörünü çok iyi analiz etmek gerekir. Beyaz et pahalı, fiyatlar artıyor diye müdahale ediliyor. Bir yanlışlık var orada, onu izah edeyim."

İşçilik Krizi ve Planlama

İl genelinde üretimin sürdürülebilirliği ve iş gücü planlamasına değinen Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürü Yüksel Çil şu değerlendirmede bulunmuştur:

"Türkiye’de esas ana sorunlarından birisi tarımda işçilik problemi. İşçi maliyetlerimizin yüksekliği öne çıkıyor. İşçi bulunamıyor. Eskişehir üreticisi veya tüketicisi Eskişehir’in dışına çıkmasın diye şu anda il bazında bir planlama yapıyoruz. Eskişehir aslında yeraltı, yerüstü kaynaklar bakımından oldukça zengin bir il. İnsan kaynağı olarak inanılmaz bir il. Burada tarımsal üretimle sanayi entegrasyonunu başarmış, bu geçişi sağlamış bir durum var. Ama biraz daha geçişi artırabiliriz. Bununla ilgili de çalışmalarımız devam ediyor. Ayrıca gençleri mutlaka tarıma kazandırmamız gerekiyor. Biz genç nüfusu üretime döndüremezsek yarın öbür gün geçmişte Almanya na"

Çil, üretici ile tüketicinin eşzamanlı korunması gerektiğini ve genç nüfusun kırsal üretime çekilmesi için yeni il planlamalarının devreye alındığını kaydetmiştir.

English