Tarımsal Üretimde Havza Bazlı İzin Dönemi Başlıyor
· Tarım Dünyası

Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Üretimin Planlanması Kurulu, 2027-2029 dönemini kapsayan bitkisel üretim planlamasında havza ürün deseni ve münavebe şartına bağlı zorunlu izin mekanizmasını devreye aldı.
Üretim Planlamasında 2027 Dönemi Kararları
Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde toplanan Tarımsal Üretimin Planlanması Kurulu, 2027-2029 dönemi bitkisel üretim planlamasına dair yeni kararlar aldı. Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Gümen başkanlığında toplanan heyet, 2027 yılından itibaren üreticiler için çok daha bağlayıcı kurallar getirileceğini açıkladı. Alınan kararlar doğrultusunda havza bazlı ürün desenleri ve üretim kotaları resmi onay mekanizmasına bağlandı. Yetkililer, belirlenen takvim çerçevesinde tarımsal disiplinin artırılmasını ve tarladaki üretimin merkezi hedeflerle tam uyumlu şekilde yürütülmesini amaçlıyor.
Yasal Altyapı ve Destekleme Modeli
Söz konusu sürecin temeli 23 Mart 2023 tarihinde TBMM tarafından kabul edilen kanun değişikliğine dayanıyor. Ardından 14 Eylül 2023 tarihinde Tarımsal Üretimin Planlanması Hakkında Yönetmelik yayımlanarak yürürlüğe girdi. Resmi Gazete verilerine göre bitkisel üretim destekleri 2025-2027 dönemini kapsayacak biçimde 3 yıllık periyotlarla katsayı esasına göre yeniden düzenlendi. Ayrıca Bakanlık ile TÜİK arasında 22 yıldır yapılamayan genel tarım sayımının gerçekleştirilmesi amacıyla resmi bir protokol imzalanarak veri tabanı güçlendirildi.
Asgari ve Azami Üretim Sınırları
Kurul toplantısında 12. Kalkınma Planı ve Orta Vadeli Program hedefleri doğrultusunda stratejik ürün gruplarının yıllık asgari ve azami üretim miktarları netleştirildi. Tarım Reformu Genel Müdürlüğü tarafından konuya ilişkin kurumsal bir açıklama yapıldı:
"İl Planlama Kurulları tarafından teklif edilerek Kurul’a sunulan 3 yıllık bitkisel üretim planlarının; On İkinci Kalkınma Planı (2024-2028), Orta Vadeli Program (2026-2028), 2026 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı, Bakanlık Stratejik Planı (2024-2028) ve ülke ihtiyaçları çerçevesinde Kurul tarafından yapılan değerlendirmeler sonucunda; 2027-2029 dönemini kapsayan Bitkisel Üretim Planlaması doğrultusunda havza ürün deseni ile planlama kapsamındaki ürün ve ürün gruplarının yıllık asgari ve azami üretim miktarları belirlendi. Bu çerçevede, il planlama kurullarının teklif ettiği üretim planlaması kapsamında yalnızca havza ürün deseni listesinde yer alan ve münavebe kurallarına uygun olan ürünlere üretim izni verilecek; izin süreçlerine ilişkin iş ve işlemler ise İl ve İlçe Tarım ve Orman Müdürlükleri tarafından yürütülecek. Bu kararla yapılan düzenlemelerin 2027 üretim yılından itibaren uygulanmasına Makama sunulmak üzere oy birliğiyle karar alındı."
Havza Ürün Deseni ve Münavebe
Yeni modelde 2027 yılından itibaren ilçe bazlı havza listesinde yer almayan bitkilerin ekimine hiçbir şekilde onay verilmeyecek. Bakanlığın planlama kapsamına aldığı 13 adet stratejik üründen havza listesinde bulunmayanların ekilmesi tamamen engellenecek. Örneğin bir ilçede arpa, buğday veya mısır izinliyken aspir, kuru fasulye veya patates listede yoksa bu ürünler tarlaya ekilemeyecek. Çiftçilerin ekim izinleri doğrudan İl ve İlçe Tarım ve Orman Müdürlükleri tarafından kontrol edilecek ve münavebe şartı aranacak.
Su Odaklı ve İklim Uyumlu Model
Planlama kurulunun benimsediği yeni yaklaşım, kısıtlı su varlığını merkeze alan ve değişen iklim koşullarına uyumu hedefleyen bir yapı üzerine kuruldu. Tarım Reformu Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan kurumsal açıklamada hedefler şu şekilde sıralandı:
"Bu stratejik dönemeçte; ülke nüfusunun yeterli ve dengeli beslenebilmesi, gıda arz güvencesinin kesintisiz sağlanması, yem ham maddesi gibi kritik girdilerin yerli kaynaklardan karşılanması ile insan, hayvan ve çevre sağlığını koruyan sürdürülebilir bir yapının kurulması amaçlanıyor."
Kuraklık riski yüksek havzalarda su tüketimi yoğun ürünlere yönelik kısıtlamaların devreye alınması hedefleniyor.
Pazarlama Sorunları ve Sanayi Tedariki
Üretim planlamasının temel hedeflerinden bir diğeri ise üreticinin pazarlama problemlerini ortadan kaldırmak ve yerli sanayiye düzenli girdi sağlamak olarak açıklandı. Tarım Reformu Genel Müdürlüğü kurumsal açıklamasında şu değerlendirmelere yer verdi:
"Doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımının güvence altına alınmasıyla birlikte üretimde verim ve kalitenin artırılması, kaynakların daha etkili kullanılması ve tarımsal hasılada kalıcı bir artışın yakalanması hedefleniyor. Bu planlama sayesinde, bugüne kadar üreticilerimizin yaşadığı pazarlama sorunlarının önüne geçilerek refah düzeylerinin artırılması ve tarıma dayalı sanayinin ihtiyaç duyduğu ham madde tedarikinde tam bir süreklilik sağlanması kararlılıkla yürütülecek."
Sahadaki Uygulama ve İthalat Baskısı
Resmi açıklamalara karşın tarladaki üretici maliyet artışları, düşük alım fiyatları ve ihracat kısıtlamaları nedeniyle ciddi pazarlama zorluklarıyla karşı karşıya kalıyor. Özellikle planlama listesindeki kuru soğan gibi ürünlerde yaşanan fiyat dalgalanmalarında ithalat kapılarının hızla açılması, yerli üreticinin gelir istikrarını olumsuz etkiliyor. Girdi maliyetlerinin yüksekliği ve ticaret kısıtlamaları sanayicinin rekabet gücünü zayıflatırken, çiftçinin ürününü maliyetinin altına satmak zorunda kalması planlamanın sahadaki işleyişine dair soru işaretleri yaratıyor.
Karar Alma Süreçleri ve Temsil
Tarımsal Üretimin Planlanması Kurulu yapısında yalnızca Bakanlık genel müdürleri ve bürokratların yer alması sektör paydaşları tarafından dikkatle izleniyor. Kurulda çiftçi temsilcileri, ticaret borsaları, sanayiciler veya ihracatçı birliklerinin doğrudan yer almaması masa başında alınan kararların tarla gerçekleriyle uyumunu zorlaştırıyor. Tarım Reformu Genel Müdürlüğü tarafından paylaşılan kurumsal açıklamada ise hedefin üreticiyi korumak olduğu belirtiliyor:
"Sonuç olarak; ülkemizin tüm kaynakları en etkin ve verimli şekilde üretime dönüştürülecek, “önce bizim insanımız, önce bizim çiftçimiz” anlayışıyla üreticilerimiz korunup güçlendirilirken, artan refahtan hak ettikleri payı almaları sağlanacak ve stratejik ürünlerdeki arz güvenliğimiz tamamen güvence altına alınacak."
Buna karşın sektör paydaşları, kurul içerisindeki katılımcı yapının genişletilmesini talep ediyor.
Etki Analizi ve Gelecek Beklentileri
Uzmanlar, 2027 yılında yürürlüğe girecek katı izin süreçleri öncesinde mevcut 2024-2026 uygulama döneminin kapsamlı bir etki analizine tabi tutulması gerektiğini savunuyor. Geçmiş dönemdeki aksaklıklar, arz fazlası veya arz açığı yaşanan ürünler analiz edilmeden uygulanacak yeni kısıtlamaların piyasada ilave riskler doğurabileceği belirtiliyor. Tarımsal üretimde sürdürülebilirliğin sağlanması ve gıda güvenliğinin korunması için bürokratik izin mekanizmalarının sahadaki üretim pratikleriyle tam bir uyum içinde yürütülmesi büyük önem taşıyor.