Asya Su Kulesinde Yeraltı Kaynakları Alarm Veriyor
· Dünya Gazetesi

Yüksek Asya Dağları'ndaki yeraltı su rezervlerinin her yıl ortalama 24,2 milyar ton azaldığı belirlendi; kriz milyarlarca insanın gıda güvenliğini tehdit ediyor.
Asya'nın Su Kulesinde Hidrolojik Kriz
Küresel iklim krizinin ve kontrolsüz tarımsal sulamanın baskısı altındaki Yüksek Asya Dağları, tarihinin en ağır hidrolojik çöküşlerinden birini yaşıyor. Dünyadaki küresel gayrisafi yurtiçi hasılanın yaklaşık yüzde 40’ını ve dünya nüfusunun yarısından fazlasını barındıran Asya kıtası, ekolojik ve ekonomik dengeleri derinden sarsan büyük bir su kriziyle karşı karşıya bulunuyor. Tibet Platosu’ndan Himalayalar'a kadar uzanan ve 'Asya’nın Su Kulesi' olarak adlandırılan bu devasa coğrafya, milyarlarca insanın doğrudan bağımlı olduğu nehir sistemlerini besliyor. Ancak yayımlanan son bilimsel veriler, bu doğal su deposunun yeraltı rezervlerinde kritik bir tükeniş sürecine girildiğini somut olarak kanıtlıyor.
Yapay Zekâ ve Uydu Verileri
Çin Bilimler Akademisi Havacılık ve Uzay Bilgi Araştırma Enstitüsü (AIRCAS) liderliğinde yürütülen ve Environmental Research Letters dergisinde yayımlanan kapsamlı çalışma, yer altındaki kayıpların boyutunu net şekilde gözler önüne seriyor. Son yirmi yıla ait uydu verileri, Dünya sistemi modellemeleri ve yapay zekâ analizleri, Yüksek Asya Dağları altındaki yeraltı suyu depolamasının her yıl ortalama 24,2 milyar ton azaldığını gösteriyor. Araştırma sonuçlarına göre, 2003 ile 2020 yılları arasında incelenen bölgenin yaklaşık üçte ikisinde ciddi su kaybı yaşandı. Bu durum, Asya genelindeki tarımsal üretim açısından trilyonlarca dolarlık devasa bir ekonomik risk oluşturuyor.
Kritik Tarım Havzalarında İnsan Baskısı
Yeraltı suyu çekiminin en yoğun ve yıkıcı olduğu alanların başında, bölgenin yoğun nüfuslu tarımsal üretim havzaları geliyor. Ganj-Brahmaputra, İndus ve Amu Derya nehir havzalarında yeraltı suyu kayıpları zirveye ulaşmış durumda. Araştırmada iklimsel faktörlerin su kayıplarının yaklaşık yarısını açıkladığı, kalan kısmın ise doğrudan kontrolsüz insan kullanımı ve aşırı tarımsal sulamadan kaynaklandığı ifade ediliyor. Özellikle 2010 yılı sonrasında hızlanan plansız çekimler, yeraltı suyu rezervlerinin kendini doğal yollarla yenileme kapasitesini tamamen aşarak tarımsal sulama sürdürülebilirliğini engelliyor.
Buzul Erimesinin Yanıltıcı Tampon Etkisi
Artan küresel sıcaklıklar yüksek dağlık bölgelerdeki buzul erimelerini hızlandırarak nehir debilerini geçici olarak besliyor. Araştırmacılar, buzulların erimesiyle oluşan bu ilave su akışının 2060’lı yıllara kadar yeraltı suyu düşüş hızını hafifletebileceğini öngörüyor. Ancak uzmanlar bu sürecin krizi sadece erteleyen yanıltıcı bir tampon etkisi yarattığına dikkat çekiyor. 2060 yılından sonra eriyen buzul kaynaklarının tamamen tükenmesiyle birlikte, nehir havzalarındaki su kayıplarının çok daha hızlı ve yıkıcı şekilde gerçekleşmesi bekleniyor.
Bilim Heyetinden Acil Değişim Uyarısı
Çalışmayı yöneten Çin Bilimler Akademisi Havacılık ve Uzay Bilgi Araştırma Enstitüsü (AIRCAS) Araştırma Ekibi Lideri Prof. Shudong Wang, sahadaki duruma ilişkin şu değerlendirmede bulundu:
"Bölgedeki zorlu dağlık arazi yapısı ve kısıtlı saha verileri nedeniyle yeraltı suyundaki değişimi bugüne kadar tam olarak ölçümlemek son derece zordu. Geliştirdiğimiz yapay zekâ destekli modelleme sayesinde son 20 yıldaki değişimi net şekilde ortaya koyduk. Çıkan sonuçlar gösteriyor ki iklim etkenlerinin yanı sıra özellikle 2010 sonrasında artan insan kaynaklı sulama baskısı yeraltı sularını hızla tüketiyor. 2060'a kadar buzulların erimesiyle yaşanacak geçici rahatlama kimseyi yanıltmamalı. Su kullanımında acil değişiklikler yapmazsak kayıplar katlanarak artacak"
Bölgesel Gıda Güvenliğine Yönelik Tehdit
Asya'nın başlıca gıda ambarı sayılan nehir havzalarındaki hızlı su çekilmesi, bir düzineden fazla ülkede yaşayan yüz milyonlarca insanın geleceğini doğrudan tehlikeye sokuyor. AIRCAS araştırmacılarının 2003-2020 arasındaki 20 yıllık verileri haritalandırarak geliştirdiği modelleme, bölgedeki gıda ve tatlı su arz güvenliğinin artık kırılma noktasına geldiğini gösteriyor. Yüksek rakımlı iç kısımlardaki sınırlı su artışları, aşağı havzalardaki devasa tarımsal tüketimi dengeleyemiyor. Yeraltı su rezervlerinin korunması ve bölgesel kıtlık riskinin önlenmesi için tarımsal sulama politikalarında acil ve kapsamlı reformlar yapılması gerekiyor.