Türkiye genelinde doğal göllerin çoğu kuruma tehlikesi yaşıyor
· BBC News

Türkiye genelindeki 240 doğal gölün 186'sı tamamen kururken, Doğu Anadolu'daki sulak alanlar tarımsal su tüketimi, kaçak kuyular ve baraj projeleri sebebiyle kritik eşiğe geldi.
Göllerin Yok Oluşu ve Ekolojik Kriz
Türkiye genelinde su kaynaklarının plansız ve bilinçsiz kullanımı ile derinleşen iklim değişikliği, doğal sulak alanların benzeri görülmemiş bir hızla yok olmasına yol açıyor. Yapılan bilimsel araştırmalara ve derlenen verilere göre, ülke sınırları içerisindeki 240 doğal gölden 186 tanesi tamamen kurumuş durumdadır. Mevcut su kaynaklarının ise yaklaşık yüzde 80'i aşırı ve kontrolsüz biçimde tüketilmiştir. Ortaya çıkan bu ağır tablo, özellikle kıtalararası küresel kuş göç yolları üzerinde son derece hayati bir durak işlevi gören Doğu Anadolu Bölgesi'ndeki hassas ekosistemleri doğrudan tehdit etmektedir. Bölgedeki sulak alanların hızla kuruyarak birer toz çanağına dönüşmesi, küresel ölçekte popülasyonları her geçen gün azalan göçmen ve yerli kuş türlerinin geleceğini de doğrudan riske atmaktadır.
Aktaş Gölünde Zorlu Doğa Mücadelesi
Türkiye ile Gürcistan sınır hattında yer alan Aktaş Gölü, bölgede yaşanan yoğun ekolojik tahribata ve kuraklığa karşı direncini sürdüren nadir doğal alanlardan biri olmaya devam ediyor. Ekoloji uzmanı ve ornitolog Prof. Dr. Çağan Hakkı Şekercioğlu, bölgedeki soğuk sonbahar sabahlarında gölde barınan sakarmeke, pelikan ve nesli küresel düzeyde kritik derecede tehlike altında bulunan sürmeli kızkuşu gibi nadir türleri sahadan dürbünüyle düzenli olarak izlemektedir. Bölgenin benzersiz ekosistemine ve taşıdığı değere dikkat çeken KuzeyDoğa Derneği Başkanı ve Ekoloji Uzmanı Prof. Dr. Çağan Hakkı Şekercioğlu sahadaki durumu şu sözlerle vurgulamaktadır:
"Tepeli pelikanlar ile ak pelikanların Türkiye'de bir arada uğramaya devam ettiği son göl burasıdır."
Göç Yollarındaki Kritik Sığınak
Aktaş Gölü'nün hemen yakın mevkiinde yer alan Kenarbel köyü ve sınır hattında konuşlu bulunan askeri üs, insan baskısını sınırlandırmak suretiyle göçmen kuş popülasyonlarına fiili bir doğal koruma alanı sağlamaktadır. Sınır güvenliği gerekçesiyle göl yüzeyinde motorlu veya motorsuz teknelerin serbestçe dolaşamaması ve göl içindeki adalarda piknik ya da benzeri rekreasyonel faaliyetlerin yapılamaması, yaban hayatının korunmasında kilit bir işlev görmektedir. KuzeyDoğa Derneği verilerine göre, Kuzeydoğu Anadolu'da yer alan bu sulak alanlar Türkiye genelinde kaydedilmiş tüm kuş türlerinin yüzde 68'ine ev sahipliği yapmaktadır. Söz konusu alanlar yalnızca yerel fauna için bir yuva olmakla kalmayıp, Avrupa ile Afrika kıtaları arasındaki devasa göç koridorunda kuşların beslenip dinlendiği vazgeçilmez bir durak niteliği taşımaktadır.
Karayolu Tehdidine Karşı Alınan Önlemler
Gürcistan sınır kapısına uzanan uluslararası karayolunun planlama ve projelendirme aşamasında, yoğun araç trafiğinden kaynaklanacak gürültü ve ışık kirliliğinin göçmen kuşları ciddi biçimde rahatsız etme riski gündeme taşınmıştı. Bu tehdit karşısında KuzeyDoğa Derneği uzman ekibi, karayolu güzergâhının göl kıyısından en az 1 mil uzağa kaydırılmasını ve göç eden kuşların seyir halindeki araçlara çarpmasını önleyecek özel koruyucu bariyerlerin inşa edilmesini resmi makamlara önerdi. Karayolları yetkililerinin bu bilimsel öneriyi kabul etmesiyle birlikte yol kenarlarına koruyucu bariyerler yerleştirildi ve kuşların güvenli bir biçimde havalanması güvence altına alındı. Koruma çalışmalarının başarısını aktaran KuzeyDoğa Derneği Başkanı ve Ekoloji Uzmanı Prof. Dr. Çağan Hakkı Şekercioğlu süreci şöyle değerlendirmektedir:
"Bu, kuşları koruma konusunda yaşanan az sayıdaki mutlu hikâyeden biridir."
Aras Kuş İstasyonunun Kuruluş Süreci
Kafkasya-Avrasya küresel göç rotası üzerindeki kuş hareketlerini takip etmek amacıyla 2006 yılında Iğdır ilinde kurulan Aras Kuş Araştırma İstasyonu, Doğu Anadolu Bölgesi'ndeki ilk bilimsel halkalama merkezi kimliğini taşımaktadır. Prof. Dr. Çağan Hakkı Şekercioğlu öncülüğünde hayata geçirilen istasyon, sınır hattında yer alan sulak alanların ve bölgeden geçen kuş popülasyonlarının uluslararası standartlarda izlenmesini sağlamaktadır. Dünya genelinde kuş türlerinin neredeyse üçte ikisinin popülasyonunda gerileme kaydedilirken, Aras Kuş İstasyonu biyolojik çeşitliliğe dair uluslararası düzeyde stratejik veriler üretmektedir. Dünyanın farklı ülkelerinden gelen araştırmacılar ve gönüllü ekipler, her yıl düzenli periyotlarla Aras Nehri havzasında gözlem, veri toplama ve bilimsel halkalama faaliyetlerini aralıksız sürdürmektedir.
Türkiye Genelindeki Kuraklık ve Çölleşme
Türkiye, küresel iklim krizi kaynaklı artan hava sıcaklıkları ve belirgin şekilde azalan yağış rejimleri sebebiyle 2030 yılına kadar çok şiddetli bir kuraklık periyoduna girme tehlikesiyle karşı karşıya kalmaktadır. Yapılan bilimsel iklim modellemeleri, ülke topraklarının yüzde 88'inin yüksek çölleşme riski taşıdığını net biçimde ortaya koymaktadır. Özellikle Doğu Anadolu Bölgesi'ndeki biyolojik çeşitlilik açısından kritik öneme sahip sulak alanlar, bu yaygın kuraklaşma ve su kaybı eğiliminden en sert etkilenen alanların başında gelmektedir. Yeraltı su rezervlerinin plansızca tüketilmesi, tarımsal sulamadaki aşırı su kullanımı ve iklim baskısı, sucul ekosistemleri telafisi mümkün olmayan bir kuruma sürecine doğru hızla itmektedir.

Kuyucuk Gölünün Dramatik Su Kaybı
Aktaş Gölü'nün 77 kilometre güneyinde ve Ermenistan sınırına oldukça yakın bir konumda bulunan 2,2 kilometrekarelik Kuyucuk Gölü, bölgedeki kuraklaşmanın ve insan müdahalesinin en acı tablosunu temsil etmektedir. 2004 senesinde Kuyucuk Gölü'nü ilk kez ziyaret ettiğinde karşılaştığı muazzam biyolojik çeşitliliği anlatan KuzeyDoğa Derneği Başkanı ve Ekoloji Uzmanı Prof. Dr. Çağan Hakkı Şekercioğlu gölün geçmişteki önemini şu verilerle aktarmaktadır:
"2,2 kilometrekarelik alanda 40 binden fazla kuş saydık ve bunların yarısı angıttı. O dönemde dünyadaki tahmini angıt popülasyonu 170 bindi. Yani dünya nüfusunun yüzde 12'si bu küçücük göldeydi."
Tarımsal Su Çekimi ve Tahribat
Kuyucuk Gölü'nün su derinliği 1997 yılı ölçümlerinde 13 metre olarak kaydedilmişken, koruma çalışmalarının yürütüldüğü ilk yıllarda 4,5 metreye, 2010 yılına gelindiğinde ise dramatik şekilde 1 metreye kadar geriledi. Gölün su seviyesindeki bu keskin düşüşe şahitlik eden KuzeyDoğa Derneği Başkanı ve Ekoloji Uzmanı Prof. Dr. Çağan Hakkı Şekercioğlu o döneme dair tespitlerini şu şekilde ifade etmektedir:
"Gölün gerçekten çekildiğini o zaman anladım. Tamamen yok olacağını hiç düşünmemiştim ama 'Tamam, bu durum çok ciddi' dedim."
Kuyucuk Gölü'ndeki bu dramatik kurumanın arkasında yatan temel faktörler; çevre köylerde yaşayan üreticilerin büyükbaş ve küçükbaş hayvanlarını sulamak amacıyla gölü besleyen doğal derelerin önüne kurduğu derme çatma kaçak bentler ve tarımsal sulama için kontrolsüzce açılan yasa dışı derin sondaj kuyuları olmuştur.
Can Suyu Kuyusuyla Acil Müdahale
Kuyucuk Gölü'nün tamamen haritadan silinmesini ve kurumasını önlemek amacıyla yerel valilik makamları ikna edilerek acil bir müdahale kapsamında derin can suyu kuyusu açılmış ve göl tabanına su pompalanmıştır. Bu acil eylem planı ile eş zamanlı olarak KuzeyDoğa Derneği yetkilileri bölgedeki köylülerle doğrudan görüşmeler gerçekleştirmiş, gölü besleyen akarsuların önünü tıkayan yasa dışı bentlerin kaldırılmasını ve suyun doğal yatağında akışını sağlamıştır. Yürütülen bu zorlu süreci ve mevcut tabloyu değerlendiren KuzeyDoğa Derneği Başkanı ve Ekoloji Uzmanı Prof. Dr. Çağan Hakkı Şekercioğlu müdahalenin niteliğini şu sözlerle aktarmaktadır:
"Artık bir göl değil ama bir sulak alan ve tamamen toza dönüşmedi. Koruma çalışmaları böyledir; sadece umut etmeye ve çabalamaya devam etmeliyim."
Uzmanlar, yeraltından su basılarak yapılan bu uygulamanın kalıcı bir çözüm olmadığını, kritik bir hastaya uygulanan kemoterapi gibi yalnızca geçici bir yaşam desteği sağladığını bildirmektedir.
Kuş Halkalama Çalışmalarının Saha Detayları
Aras Kuş Araştırma İstasyonu bünyesinde sabahın ilk ışıklarıyla çamurlu tulumlarını giyen gönüllü araştırma ekibi, saat başı arazideki özel sis ağlarını kontrol ederek ağlara takılan kuşları incitmeden toplamaktadır. Türkiye'nin sınırlı sayıdaki sertifikalı uzman halkalayıcılarından biri olan Ayşenur Akgün, toplanan her bir kuşun kanat uzunluğu, vücut ağırlığı, yağ oranı ve cinsiyet bilgilerini titizlikle kayda geçirerek bacaklarına standart bilimsel halkalar takmaktadır. Taş bülbülü, dağ çıvgını ve çayır incirkuşu gibi bölgeye özgü hassas türler detaylı biçimde kayıt altına alındıktan hemen sonra yeniden doğal yaşam alanlarına salınmaktadır. Yürütülen bu aralıksız saha çalışmaları, Doğu Anadolu Bölgesi'nin zorlu iklim ve coğrafya şartlarında biyolojik çeşitliliğin haritalanması için vazgeçilmez bilimsel veriler sunmaktadır.

Tuzluca Barajı Projesi ve Riskler
Bölgedeki ekolojik dengenin karşı karşıya bulunduğu en büyük güncel altyapı tehditlerinden birini Iğdır sınırlarında inşa edilmesi planlanan Tuzluca Barajı projesi oluşturmaktadır. İnşaat şantiyesi kurulan baraj projesinin, Aras Kuş Araştırma İstasyonu'nun yanı sıra çevredeki üç köyü tamamen sular altında bırakacağı belirtilmektedir. Baraj inşaatının getireceği kaçınılmaz ekolojik risklere işaret eden KuzeyDoğa Derneği Başkanı ve Ekoloji Uzmanı Prof. Dr. Çağan Hakkı Şekercioğlu sürecin hukuki ve fiili boyutunu şöyle dile getirmektedir:
"İnşaat süreci beş yıl sürecek; bu nedenle görüşmeye, müzakere etmeye ve bunun gerçekleşmeyeceğini ummaya devam ediyoruz ama yasal olarak yapabileceğimiz hiçbir şey yok."
Buna karşılık kamu otoriteleri, baraj alanındaki sucul ve karasal ekosistemi koruyabilmek amacıyla proje planlarına yapay adacıkların dahil edildiğini açıklamaktadır.
Su Yönetimi ile Doğa Dengesi
Tuzluca Barajı projesindeki ekolojik denge yaklaşımını savunan Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürü ile Bölge Temsilcisi yetkilileri hazırlanan koruma planını şu sözlerle ifade etmektedir:
"Gerekli çevresel çalışmaları yaptık. Benzer projelere ve ne yaptıklarına baktık. Kuşların zarar görmemesi için özel olarak çalışan insanlar vardı. Ardından yapay adalar yapmaya karar verdik. Bunlar olacak ve baraj tüm hayvanların yaşayacağı kendi yeni sistemini oluşturacak."
İnsanların artan su talebi ile doğal ekosistemlerin korunması arasındaki tarihsel çelişkiye ve siyasi tercihlere vurgu yapan KuzeyDoğa Derneği Başkanı ve Ekoloji Uzmanı Prof. Dr. Çağan Hakkı Şekercioğlu uyarısını şu ifadelerle sürdürmektedir:
"Göller zamanla doğal olarak yok oluyor çünkü insanlar her zaman daha fazla su istiyor ve doğa su için insanlarla rekabet ettiğinde kaybeden doğa olacaktır."
Doğal kaynakların tahsisi konusunda karar vericilerin üzerindeki sosyo-politik baskıya dikkat çeken KuzeyDoğa Derneği Başkanı ve Ekoloji Uzmanı Prof. Dr. Çağan Hakkı Şekercioğlu sözlerini şöyle tamamlamaktadır:
"İnsanlara 'Bu suyu ördekler için saklıyorum' demek size en çok oyu kazandırmaz, kaybedersiniz."
| Değer | Dönem | Ölçüm |
|---|---|---|
| 4/5 oran | Günümüz | Kuruyan göl oranı |
| 186 adet | Günümüz | Kuruyan doğal göl sayısı |
| 240 adet | Günümüz | Toplam incelenen göl sayısı |
| 80 % | Günümüz | Çekilen su kaynakları payı |
| 88 % | Günümüz | Çölleşme riski altındaki alan |
| 68 % | Günümüz | Bölgedeki kuş türü zenginliği payı |
| 2/3 oran | Günümüz | Küresel ölçekte azalan kuş türü oranı |
| 40000 adet | 2004 | Kuyucuk Gölünde sayılan kuş sayısı |
| 12 % | 2004 | Kuyucuk Gölü angıt kuşu küresel payı |
| 170000 adet | 2004 | Küresel angıt kuşu popülasyonu |
| 13 metre | 1997 | Kuyucuk Gölü derinliği (1997) |
| 4.5 metre | 2004 | Kuyucuk Gölü derinliği (başlangıç) |
| 1 metre | 2010 | Kuyucuk Gölü derinliği (2010) |
| 2.2 km² | 2004 | Kuyucuk Gölü yüzölçümü |
| 77 km | Günümüz | Aktaş ile Kuyucuk arası mesafe |
| 5 yıl | Gelecek Planı | Tuzluca Barajı inşaat süresi |