Tarım Portalı
Tarımın doğru adresi

Okyanuslardaki bozulmanın maliyeti 400 milyar doları aşabilir

· Sabah Ekonomi

Okyanuslardaki bozulmanın maliyeti 400 milyar doları aşabilir

Trabzon'da düzenlenen zirvede deniz ekosistemindeki tahribatın küresel ekonomiye faturasının 400 milyar doları aşabileceği belirtilirken, yeşil liman ve dekarbonizasyon hedefleri açıklandı.

Trabzon'da İklim ve Okyanus Zirvesi

Trabzon kentinde düzenlenen Mavi Diyalog-Okyanus ve Denizlerde İklim Değişikliği ve Dirençlilik Programı ile Okyanuslar, İklim ve Mavi Ekonomi Üst Düzeyli Bakanlar Oturumu geniş katılımla gerçekleşti. Zirveye COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Trabzon Valisi Tahir Şahin, AK Parti Trabzon milletvekilleri Adil Karaismailoğlu, Yılmaz Büyükaydın, Vehbi Koç, Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç ile çok sayıda uluslararası temsilci katıldı. Toplantıda küresel iklim krizinin denizel yaşam ve mavi ekonomi üzerindeki etkileri kapsamlı biçimde tartışıldı.

Mavi Vatan ve Deniz Ekosistemi

Zirvenin açılışında denizlerin kültürel ve ekonomik boyutuna değinen Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu şu ifadeleri kullandı:

"Okyanusların çığlığına kulak vereceğimiz Mavi Diyalog programı vesilesiyle sizlerle bir arada olmaktan büyük memnuniyet duyuyorum. Akdeniz havzasındaki ülkeler arasında denizin dilini en iyi anlayan, denizle aynı dili konuşan bir millet olarak, denizlerimizi mavi vatan olarak görmemiz de bunun doğal bir sonucudur. Hatta Mavi vatanımıza öyle sevdalıyız ki bizler çocuklarının adını 'Deniz, Ege, Derya, Bahri' koyan bir milletiz. Kimimizin soyadı 'Karadeniz', kimimizin 'Akdeniz.' Bu nedenle bir yandan, ülkemizin küresel ölçekte rekabet gücünü artıracak adımları atarken, denizlerimizin ve kıyılarımızın temizliğine, florasının ve faunasının korunmasına ilişkin düzenleme ve altyapı tesisini göz ardı edemeyiz. Bu programı denizlere açılan en güçlü kapılarından biri olan Trabzon'da yapmak, başta Karadeniz olmak üzere tüm denizlerimizin nabzını tutmak demektir"

İklim Değişikliği ve Günlük Riskler

İklim krizinin kuramsal bir tartışma olmaktan çıkıp doğrudan günlük hayatın merkezine yerleştiğini vurgulayan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu şu değerlendirmede bulundu:

"Kıyı erozyonu, deniz suyu sıcaklık artışı, aşırı hava olayları ve ekosistem baskısı, burada teorik bir konu değil, günlük hayattır. Geçen haftalarda Nepal'de meydana gelen sel felaketinde de gördüğümüz üzere özellikle iklim değişikliği, günlük yaşantımızı etkiliyor olmasının yanı sıra çok büyük can kayıpları ve olumsuz ekonomik sonuçlara da yol açıyor. Günümüzde bu değişim insan kaynaklı; fosil yakıtların kullanımı, orman yangınları, karbon ayak izi oranlarının yükselmesi ve aşırı tüketim alışkanlıkları gibi nedenlerle ilişkilendiriliyor. Küresel üretim devam ettikçe ve enerji talebi arttıkça, iklim değişikliğiyle ilgili hedefleri karşılamak için ülke yönetimlerinin ve iş dünyasının cesur ve koordineli olması gerekiyor. Bugün burada, okyanuslarımızın ve denizlerimizin geleceği için bir araya geldik. Bakanlık olarak tüm faaliyetlerimizde; yenilenebilir enerji kullanımının arttırılması, ulaşım odaklı sera gazı emisyonlarının azaltılması, düşük emisyonlu ulaşım türlerinin teşvik edilmesi ve bunları destekleyecek altyapının oluşturulmasına odaklıyız. Vizyonumuz, Avrupa Yeşil Mutabakatı, Paris İklim Anlaşması ve Avrupa İklim Yasası gibi Avrupa Birliği'nin temel yaklaşımları ile de birçok ortak paydaya sahiptir"

Deniz Taşımacılığında Yeşil Dönüşüm Adımları

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, denizcilik sektöründeki yeşil dönüşüm ve filo kapasitesine dair şu açıklamalarda bulundu:

"Ulaştırma sektörünün her modunda olduğu gibi denizcilikte de sera gazı takibi ve azaltımı için somut adımlar atmaya devam ediyoruz. Küresel yük taşımacılığının yüzde 88'i, Türkiye'nin de dış ticaretinin yüzde 85'i deniz yoluyla gerçekleşmektedir. 218 liman tesisi, 85 faal tersane, dünyanın en büyük filolarından biri olan Türk sahipli ticaret filomuz ve 144 bini aşkın gemi insanımızla denizcilik, hem ekonomimizin hem de iklim politikamızın omurgalarından biridir. Gemi inşa sanayimiz siparişte dünyada 7'nci, mega yatlarda 2'nci, gemi geri dönüşümünde Avrupa'da lider konumdadır. Bu kapasiteyi yeşil ve akıllı lojistiğe dönüştürmek, kabotajın ikinci yüzyılını Türkiye yüzyılı ile birleştirmek demektir. Gemi kaynaklı emisyonların azaltılması, yeni nesil yakıtlar, enerji verimliliği, limanlarda yeşil dönüşüm ve mavi karbon ekosistemlerinin korunması bakanlığımızın önceliklerindendir. Şu anda Yeşil Liman Sertifikasına sahip 4 limanımız var. Mevzuatımızla, yeni inşa edilecek veya mevcut alanını yüzde 25'ten fazla genişletecek belirli kıyı tesislerini yeşil liman kriterlerine uygun hale getirmeyi zorunlu kıldık. Yani ülkemizde 2028 sonunda yeşil kruvaziyer limanı, 2030 yılında da yeşil konteyner limanı göreceğiz. AB tarafından kabul edilen 'Denizcilikte Dekarbonizasyon ve Yeşil Deniz Taşımacılığının Desteklenmesi' projemiz ile sektörümüze Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası'ndan hibe ve uzun vadeli uygun maliyetli kredi desteği alıyoruz. Yakın zamanda 2 limanımız buradan alacağı hibeler ile limanlarına elektrik ikmal sistemi kuracaklar. Tüm denizcilerimizi bu projedeki hibelerden yararlanmaya davet ediyoruz. Bakanımız Sayın Murat Kurum'un COP31 Başkanlığı döneminde Türkiye'nin üstlendiği ev sahipliği, denizcilik politikalarımızı küresel iklim müzakerelerinin uygulama zeminine taşımak için somut bir imkan sunmaktadır"

Okyanuslardaki Bozulmanın Devasa Ekonomik Maliyeti

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, okyanus ve deniz ekosistemlerinin karşı karşıya kaldığı devasa riskleri şu sözlerle aktardı:

"Üç tarafı denizlerle çevrili cennet vatanımızda, Karadeniz, bizim en kıymetli değerimizdir. Bu yönüyle, Trabzon'daki bu önemli buluşmamız, COP31 yolculuğumuzun en anlamlı duraklarından biridir. Çünkü hem Karadeniz, hem de tüm denizlerimiz iklim değişikliğinden negatif etkiler alıyor, ortak evimiz dünyamızın mavi akciğerleri adeta alarm veriyor. Açık ve net söylüyorum. Üç milyardan fazla insanın geçim kaynağı olan, soluduğumuz havanın yarısını üreten okyanuslarımızın geleceği devasa bir risk altındadır. Araştırmalara göre; 'okyanus ekosistemlerindeki bozulmanın ekonomik maliyeti 2050 yılına kadar 400 milyar doları aşabilir.' Şayet gerekli tedbirler alınmazsa dünyamız gerek çevresel açıdan gerekse ekonomik, sosyal ve jeopolitik açıdan ciddi risklerle karşı karşıya kalacak. Bugün gelinen noktada; okyanusların karşı karşıya bulunduğu çok boyutlu sorunların çözümü bakımından, mevcut çalışmalar yetersizdir. Diğer taraftan, ilerleme kaydetmeye başladığımızı da görüyoruz. Akdeniz ve Karadeniz'de balık stoklarında yüzde 15 oranında iyileşme kaydedildi. Dijital ikiz uygulamaları gibi teknolojik çalışmalar ilerliyor, mavi ekonomi uygulamaları giderek yaygınlaşıyor. Ancak bu olumlu gelişmeler, karşı karşıya olduğumuz büyük sorunu çözmek için halen sınırlı kalıyor"

Balık Stoklarında Yüzde 15 İyileşme

Bakanlık tarafından açıklanan verilere göre, hayata geçirilen bölgesel koruma politikaları neticesinde Akdeniz ve Karadeniz havzalarında balık stoklarında yüzde 15 oranında toparlanma tespit edildi. Bu gelişme balıkçılık sektörü ve denizel biyolojik varlıklar açısından kritik bir kazanım olarak değerlendirildi. Ancak deniz suyu sıcaklıklarının dünya ortalamasının üzerinde artması, türlerin göç yollarını ve üreme döngülerini baskılamaya devam ediyor. Yetkililer, elde edilen iyileşmenin kalıcı olabilmesi için koruma denetimlerinin aralıksız sürdürüleceğini ifade etti.

Sürdürülebilir Kalkınma ve Mavi Ekonomi

Türkiye'nin deniz koruma stratejileri, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları'nın 14'üncüsü olan 'Sudaki Yaşam' hedefi doğrultusunda yapılandırılıyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum sürecin yürütülmesine dair şu çağrıda bulundu:

"Çözümün karşısındaki sınırları aşalım, meseleye bütüncül bakalım, ortak ve kararlı bir iradeyle her sorunu aşalım"

Bu vizyon kapsamında deniz koruma alanlarının yüz ölçümü artırılmakta, dijital ikiz karar destek modelleri devreye alınmakta ve mavi ekonomi uygulamaları bölgesel kalkınma planlarıyla entegre edilmektedir.

Kıyı ve Deniz Koruma Projeleri

Deniz tabanındaki ekolojik dengenin korunması amacıyla yenilikçi sistemler hayata geçirilmektedir. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı verilerine göre, 8 Eylül'de Fethiye-Göcek bölgesinde 17 koyda 856 tekneye hizmet verecek Mapa-Şamandıra Sistemi tanıtıldı. Bu mekanizma ile teknelerin çapa atarak deniz çayırlarını tahrip etmesi ve balık üreme alanlarına zarar vermesi engelleniyor. Göller ve kıyılar anlık dijital sistemlerle taranarak kirlilik kaynaklarına karşı caydırıcı idari yaptırımlar tatbik ediliyor.

COP31 Kapsamında Küresel Eylem Çağrısı

Türkiye, 2021 yılında önerdiği Akdeniz iklim uyum kapasitesi merkezini 2026 yılı itibarıyla uluslararası mutabakatla faaliyete geçirdi. Trabzon buluşmasında elde edilen veriler ve 'Mavi COP' yaklaşımı, COP31 küresel iklim müzakerelerinin uygulama zeminine taşınacak. Başta Avustralya ve Pasifik ada ülkeleri olmak üzere tüm uluslararası ortaklarla mavi finansman, veri paylaşımı ve deniz koruma politikalarında çok taraflı iş birliğinin güçlendirilmesi hedefleniyor.

Kaynaktaki Veriler — Kaynak: Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı
DeğerDönemÖlçüm
88 %—Küresel yük taşımacılığında deniz yolu payı
85 %—Türkiye dış ticaretinde deniz yolu payı
218 adet—Liman tesisi sayısı
85 adet—Faal tersane sayısı
144 bin—Gemi insanı sayısı
7 sıra—Gemi inşa sanayisi küresel sipariş sırası
2 sıra—Mega yat siparişinde dünya sırası
4 adet—Yeşil Liman Sertifikalı liman sayısı
3 milyar kişi—Okyanuslardan geçinen küresel nüfus
400 milyar dolar2050 yılına kadarOkyanus ekosistem bozulmasının tahmini ekonomik maliyeti
15 %—Akdeniz ve Karadeniz balık stoklarındaki iyileşme
17 koy8 Eylül 2026Fethiye-Göcek Mapa-Şamandıra Sistemi koy sayısı
856 tekne8 Eylül 2026Fethiye-Göcek Mapa-Şamandıra Sistemi tekne kapasitesi

English