Tarım Portalı
Tarımın doğru adresi

YAPAY ZEKÂ YENİR Mİ FERİDUN ABİ?

· Ali Kemal ASLAN

YAPAY ZEKÂ YENİR Mİ FERİDUN ABİ?

Sitemiz yeni, yolumuz yeni, başlangıcımız yeni, zekâmız gerçek, lakin konumuz kadim. Her şey değişiyor: dünya, ülkeler, rejimler, şehirler, yaşam ve tabii ki insan…

Sitemiz yeni, yolumuz yeni, başlangıcımız yeni, zekâmız gerçek, lakin konumuz kadim. Her şey değişiyor: dünya, ülkeler, rejimler, şehirler, yaşam ve tabii ki insan… Sanıyorum bu değişim, yazmaya devam ettikçe yazılarımıza zaman zaman konu olacak. Aslında birer gerçek zekâ sahibi olan bizlerin bu değişimin karşısında direnç gösterme gibi bir şansımız yok. Acaba kendi açımızdan bir şeyler yapmalı mıyız, yoksa "zaten yapılacak fazla bir şey yok" deyip sele kapılarak kendimizi akışa mı bırakmalıyız? Bu köşenin amacı muhtemelen sadece bir tespitten ibaret olacak ya da herkesin aklına gelip de soramadığı, sormaktan korktuğu veya "akışına bırak, gitsin" tavrının bir yansıması olacak. Malum, biz bu tarım portalının sakinleri, daha doğru tabirle yapay zekâ kullanan gerçek zekâ sahipleri olarak, ünlü düşünür Feridun Düzağaç'ın buyurduğu gibi "Bu yapay zekâ tarımı bitiriyor mu hocam? Ya da bize yepyeni kapılar mı açacak?" sorusunu sormalıyız.

Malum, insanın yaratılışından bu yana en eski mesleklerinden biridir çiftçilik. Her şeyin karmakarışık olduğu şu günlerde kendisini olmadık tartışmaların ortasında buldu. Yapay zekâ neleri bitiriyor; daha net ifadeyle, tarım da bitecek meslekler kervanına katılacak mı? Korkutucu değil mi? Bence öyle. Açıkçası bu, gerçek zekânın kendine sormaktan korktuğu soruların en başında geliyor. Yapay zekâ, yani algoritma, toprağı sürer mi ya da sürdürür mü? İklime müdahale eder mi, acaba tohumu çimlendirir mi? Ya da tarımı dönüştürür mü; bu dönüşüm gerçek zekâya ne yapar?

İlk Mesleğin Son Ortağı

Aslına baktığımızda tarım teknolojiye hiç yabancı değil. İnsanın yaratılışıyla başlayan en temel ihtiyaçlarla biteviye dönüşen tarımda; sabandan elektrikli traktöre, vahşi sulamadan damla sulamaya, hayvan gübresinden yüksek besleyicili kimyasal gübrelere, tarlayı adımla ölçmekten uydu takip sistemlerine kadar her büyük yenilik önce endişe veya korkuyla karşılandı. Tabii ki sonrası malum, vazgeçilmezimiz oldular. Gerçek zekâ unutmuş olabilir, lakin yapay olanı hatırlıyor. Hani traktör çiftçiyi bitirecekti; bugün bize komik geliyor, değil mi? Bu gelişim sürecinin yeni halkası hazır: tabii ki yapay zekâ. Peki, yeni durumun traktörden farkı ne? Artık kası değil, gerçek zekâyı artırıyor. Daha doğrusu gerçek zekâyı gerçekten kullandırıyor.

Peki, Tarlada Yapay Zekânın Gerçek Zekâya Katkısı Ne?

Bugün ülkemizde olduğu gibi dünyanın her bir tarlasında yapay zekâ, sessizce gerçek zekâya veri üretiyor. Gökyüzünde dolaşan binlerce cihazın aktardığı verilerle artık topraktaki azotu, bitkinin su stresini, yaprağın üstündeki hastalığı tespit ediyor ve isterseniz size çok güzel reçeteler çıkarıyor. Üstelik bunun için Meydan Larousse'a da ihtiyacınız yok. Artık gerçek zekânın ziraat mühendisi cebinizdeki küçük cihazda saklı.

Malum, geleneksel tarım yaklaşımında ekili bir arazinin her tarafına aynı miktarda tohum, su, ilaç ve gübre verilirken yapay zekâ destekli modern tarım uygulamalarında artık algoritmalar konuşmaya başladı. Bundan sonra nereye, ne kadar, ne kullanacağımıza cebimizdeki küçük cihazdaki ziraat mühendisi karar veriyor. Sonuç: yüksek verim, düşük maliyet, minimum hastalık. Aslında fena da olmuyor, değil mi? Bugün ülkemizdeki orman yangınlarındaki durumu düşünürsek; ABD'de ve Kanada'da aylarca süren yangınlara karşılık, ülkemizde yüksek teknoloji ve algoritmalarla çalışan orman teşkilatının gerçek zekâsı kadar yapay zekâ da takdir görmeli. Düşünsenize, sistem geçmiş onlarca yılın yangın verisini analiz ederek size muhtemel riskin haritasını çıkarıyor. Yani Kemal Sunal'ın efsane filmindeki gibi yağmur için dizinin ağrımasını beklemeye gerek yok diye düşünüyorum. Artık sabandan daha lüksüne dönüşümü beraberce yaşıyoruz.

Ama Emeğimiz Ne Olacak, Bize İş Yok mu Yani Şimdi?

Sorulması gereken gerçek soru şu: "İşsiz mi kalacağız?" Ya da tarımda emek bitiyor mu? Bu korku yersiz mi? Açıkçası çok da yersiz görünmüyor. Tarım teknolojisi korkunç bir şekilde gelişiyor. Malum, tarımda işçiliğin pahalı olduğu düşüncesi hâkim; hazır gerekçe de var. Bu durum niteliksiz işçilik ve mevsimlik işçilik için beklenen son olabilir.

Bir de ülkemizde büyük çiftçilerin en çok muzdarip olduğu konuların başında beden işçisi bulamama sorunu var. Kimse tarlada çalışmak istemiyor. Kadınların ve gençlerin köyde yaşamama yönünde ciddi bir eğilimi var. Bu durumda yapay zekâ destekli otomasyon sistemleri bu temel sorunu çözebilir mi? Ya da emek için yeni uzmanlık alanları doğabilir mi?

O Zaman Risk Nerede, Yapay Zekâ Eşitlikçi mi?

Ortam çok da iç açıcı görünmüyor. Tarımın bitmesi konusunda ortada daha farklı sıkıntılar var. Mesela her çiftçi bu teknolojiye rahatça ulaşabilecek mi, o kadar sermayesi olabilecek mi ve korkunç son: rekabete dayanabilecek mi? Veee köyden kente göç devam edecek. Bir de en önemli unsurlardan biri, yapay zekâ bilgisine bağımlılık ya da verilerin nereye aktarıldığı sorunsalı. Böylece usta-çırak ilişkisinin sonu: Yapay zekâ ne isterse o kadarını bilirsin; bildiğiniz Truman Show.

Netice İtibarıyla Ne Diyoruz Yani; Bittik mi, Yoksa Daha Yeni mi Başlıyoruz?

Kuyruğu dik tutmak lazım; biz gıda tükettiğimiz sürece tarım şimdilik bitmeyecek. Projeksiyonlar, gelecek on yıllarda tarımın yaklaşık on milyar insanı doyurması gerektiğini bize söylüyor. Asıl sorun, bunlar nasıl beslenecek? Su, toprak, hava vb. saymakla bitmez; peki yetecek mi? Herhâlde gerçek zekâ bu anlamda yapay olanına muhtaç kalacak gibi görünüyor.

Bu yazının sonunu bağlayacak olursak; işi yapacak olan algoritmalar değil, yine gerçek zekâ olacak. Eeee, artık toprağa ve suya kim sahip çıkarsa…

English