Araştırma: sukraloz yan ürününün hücresel etkileri mercek altında
· ScienceDaily Beslenme

North Carolina State Üniversitesi'nin yürüttüğü laboratuvar çalışması, yapay tatlandırıcı sukralozun üretim yan ürünü sukraloz-6-asetatın hücresel düzeyde DNA hasarı ve bağırsak geçirgenliğiyle bağlantılı olabileceğini gösterdi.
Laboratuvar Deneylerinde Tatlandırıcı Yan Ürünü İncelemesi
North Carolina State Üniversitesi araştırmacıları tarafından yürütülen ve 2023 yılında Journal of Toxicology and Environmental Health bünyesinde yayımlanan in vitro laboratuvar çalışması, popüler yapay tatlandırıcı sukralozla bağlantılı bir kimyasal bileşiği mercek altına aldı. Deney ortamında yapılan incelemelerde, sukraloz-6-asetat isimli maddenin hücresel düzeyde DNA hasarıyla ilişkili olabileceği ve bağırsak bariyeri modelini zayıflattığı kaydedildi. Ancak bilim insanları bu ilk bulguların doğrudan günlük tatlandırıcı tüketiminin insanlarda genetik hasara yol açtığı anlamına gelmediğini, sürecin laboratuvar aşamasında gözlemlenen bir hücresel modelden ibaret kaldığını vurgulamaktadır.
Sukraloz-6-Asetat Bileşiğinin Kimyasal Yapısı ve Tespiti
Araştırma ekibinin odaklandığı sukraloz-6-asetat maddesi, tatlandırıcının üretim aşamasında ortaya çıkabilen ve nihai üründe safsızlık olarak kalabilen bir yan bileşiktir. Yapılan kimyasal analizlerde, ticari sukraloz örneklerinde yüzde 0,67 düzeyine varan konsantrasyonlarda bu maddeye rastlandığı bildirildi.
North Carolina State Üniversitesi Biyomedikal Mühendisliği Bölümü Öğretim Görevlisi Susan Schiffman konuya ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
"Yeni çalışmamız sukraloz-6-asetatın genotoksik olduğunu ortaya koyuyor. Ayrıca hazır satılan sukralozda, tüketilmeden ve metabolize edilmeden önce bile eser miktarda sukraloz-6-asetat bulunabileceğini tespit ettik."
Elde edilen bu laboratuvar bulguları, söz konusu kimyasal maddenin sadece insan vücudundaki sindirim sürecinde oluşmadığını, nihai ürünlerin içeriğinde de doğrudan yer alabildiğini göstermektedir.
Hücre Kültürlerinde DNA Hasarı Bulgularının Ayrıntıları
Genetik riskleri analiz etmek amacıyla laboratuvar ortamında kültürlenen insan kan hücreleri doğrudan sukraloz-6-asetat bileşiğine maruz bırakılarak DNA iplikçiklerindeki kırılmalar incelendi. Gerçekleştirilen in vitro testler sonucunda genetik materyale zarar verme potansiyeliyle uyumlu hücresel göstergeler saptandı.
North Carolina State Üniversitesi Biyomedikal Mühendisliği Bölümü Öğretim Görevlisi Susan Schiffman laboratuvar sürecini şöyle açıkladı:
"Kısacası, sukraloz-6-asetatın genotoksik olduğunu ve kimyasala maruz kalan hücrelerde DNA'yı etkili bir şekilde parçaladığını bulduk."
Buna karşın bağımsız toksikoloji uzmanları, hücre kültürlerinin kimyasala doğrudan maruz bırakılmasının gerçek hayattaki beslenme maruziyetini ve sindirim emilim süreçlerini birebir yansıtmayabileceği sınırlılığını kamuoyuna hatırlatmaktadır.
Bağırsak Bariyeri ve Geçirgenlik Üzerine Etkiler
Araştırmacılar ayrıca insan bağırsak dokusu içeren özel bir laboratuvar modelinde hem sukraloz hem de sukraloz-6-asetat bileşiklerinin epitel doku üzerindeki etkilerini kapsamlı şekilde test etti.
North Carolina State Üniversitesi Biyomedikal Mühendisliği Bölümü Öğretim Görevlisi Susan Schiffman hücresel doku bulgularını şu sözlerle aktardı:
"Diğer çalışmalar sukralozun bağırsak sağlığını olumsuz etkileyebileceğini bulmuştu, bu yüzden orada neler olabileceğini görmek istedik. Sukraloz ve sukraloz-6-asetatı bağırsak duvarınızı kaplayan doku olan bağırsak epitel dokularına maruz bıraktığımızda, her iki kimyasalın da 'sızdıran bağırsağa' neden olduğunu bulduk. Temel olarak bağırsak duvarını daha geçirgen hale getiriyorlar. Kimyasallar, bağırsak duvarındaki hücrelerin birbirine bağlandığı arayüzler olan 'sıkı bağlantılara' zarar veriyor."
Gen Aktivitesi Değişimleri ve Hücresel Tepkiler
Bağırsak dokusunun geçirgenliğindeki artışın insan fizyolojisi için yaratabileceği olası sağlık risklerine değinen North Carolina State Üniversitesi Biyomedikal Mühendisliği Bölümü Öğretim Görevlisi Susan Schiffman şu uyarıda bulundu:
"Sızdıran bir bağırsak sorunludur, çünkü normalde dışkıyla vücuttan atılacak şeylerin bunun yerine bağırsaktan sızıp kan dolaşımına emilmesi anlamına gelir."
Hücresel düzeydeki genetik tepkilerin ayrıntılarını paylaşan North Carolina State Üniversitesi Biyomedikal Mühendisliği Bölümü Öğretim Görevlisi Susan Schiffman ayrıca şu bilgileri verdi:
"Sukraloz-6-asetata maruz kalan bağırsak hücrelerinde oksidatif stres, iltihaplanma ve kanserojenlikle ilişkili genlerde artan aktivite olduğunu belirledik."
Buna karşın araştırmacılar, laboratuvar ortamındaki dokularda izlenen gen aktivitesi artışının insanlarda doğrudan kanser veya kronik bağırsak hastalığı gelişimi anlamına gelmediğini özellikle belirtmektedir.
Toksikolojik Endişe Eşiği Karşılaştırmasının Sınırları
Araştırmada elde edilen nicel veriler, Avrupa kıtasındaki resmi gıda güvenliği standartlarıyla kıyaslanarak bilim dünyasıyla paylaşıldı.
North Carolina State Üniversitesi Biyomedikal Mühendisliği Bölümü Öğretim Görevlisi Susan Schiffman eşik değerler hakkında şunları kaydetti:
"Bunu bir bağlama oturtmak gerekirse, Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi'nin tüm genotoksik maddeler için kişi başına günde 0,15 mikrogramlık bir toksikolojik endişe eşiği bulunmaktadır. Çalışmamız, sukralozla tatlandırılmış tek bir günlük içecekteki eser miktardaki sukraloz-6-asetatın bu eşiği aştığına işaret ediyor. Üstelik bu, insanların sukraloz tüketmesinden sonra metabolit olarak üretilen sukraloz-6-asetat miktarını hesaba katmıyor bile."
Bununla birlikte uluslararası uzmanlar, toksikolojik endişe eşiğinin yalnızca bir tarama ve risk önceliklendirme aracı olduğunu, tek başına kesin bir hastalık ya da klinik zarar kanıtı oluşturmadığını hatırlatmaktadır.
Araştırma Ekibinin Güvenlik Düzenlemeleri Çağrısı
Elde ettikleri laboratuvar bulgularının ışığında tatlandırıcının gıda sanayiindeki yasal onay durumunun yeniden değerlendirilmesi gerektiğini savunan North Carolina State Üniversitesi Biyomedikal Mühendisliği Bölümü Öğretim Görevlisi Susan Schiffman şu değerlendirmeyi yaptı:
"Bu çalışma, sukraloz ve metabolitleri ile ilişkili potansiyel sağlık etkileri konusunda bir dizi endişeyi gündeme getiriyor. Sukralozun güvenliğini ve düzenleyici statüsünü yeniden gözden geçirme zamanı geldi, çünkü önemli riskler taşıdığına dair kanıtlar artıyor. Başka bir şey olmasa bile insanları sukraloz içeren ürünlerden kaçınmaya teşvik ediyorum. Bu yememeniz gereken bir şey."
Bu sert çağrı, gıda katkı maddeleri alanında çalışan uluslararası düzenleyici otoriteler ve bilim çevrelerinde yeni metodolojik tartışmaları beraberinde getirdi.
EFSA Güvenlik Değerlendirmesi ve Alım Limiti
Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA), Şubat 2026 tarihinde yayımladığı kapsamlı yeniden değerlendirme raporunda sukralozun mevcut kullanım koşullarında güvenli olduğunu bildirdi. Kurum, kabul edilebilir günlük alım miktarını (ADI) vücut ağırlığı başına günde 15 miligram olarak korudu ve toplum genelinde maruziyetin bu sınırın oldukça altında kaldığını açıkladı. 2023 yılındaki laboratuvar taramalarını da inceleyen EFSA uzman heyeti, mevcut hücresel ve hayvan verilerini tartarak sukralozun bir gıda katkı maddesi olarak tüketilmesinin genotoksisite endişesi doğurmadığı sonucuna vardı.
FDA Verileri ve Uluslararası Standartlar
Amerika Birleşik Devletleri Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) verilerine göre sukraloz, gıda maddelerinde tatlandırıcı olarak onaylanmış genel güvenli statüsünü korumaktadır. FDA yetkilileri, maddenin onay sürecinde potansiyel toksik etkileri ve insan klinik araştırmalarını içeren 110 adetten fazla bilimsel çalışmanın titizlikle değerlendirildiğini belirtmektedir. Uluslararası düzenleyici otoriteler, doğrudan hücre kültürüne uygulanan kimyasal testler ile oral yoldan tüketilen gıdaların metabolik süreçleri arasında önemli farmakokinetik farklar bulunduğunu, bu nedenle saf in vitro testlerin tek başına ürün yasaklama gerekçesi oluşturamayacağını vurgulamaktadır.
Sektörel Genetik Testler ve Çelişkili Sonuçlar
Food and Chemical Toxicology dergisinde Ağustos 2026'da yayımlanan bir diğer çalışmada ticari kalitedeki sukraloz genetik toksisite testlerine tabi tutuldu. Tate & Lyle ve Intertek bünyesindeki araştırmacıların da yer aldığı çalışmada, mutasyon ve kromozom hasarı testlerinin çoğunda negatif sonuçlar alındığı kaydedildi. Komet analizinde bazı dokularda DNA hasar sinyalleri görülmesine rağmen, genel tablonun genotoksisiteye işaret etmediği bildirildi. Bu çalışmanın izole edilmiş sukraloz-6-asetat yerine doğrudan ticari sukralozu test etmesi, ilk araştırmadan farklı parametrelerin incelendiğini ortaya koymaktadır.
İştah ve Metabolizma Üzerine Klinik İncelemeler
Tatlandırıcıların insan biyolojisi üzerindeki etkilerini araştıran çalışmalar DNA hasarının ötesinde metabolik süreçlere de odaklanmaktadır. Nature Metabolism dergisinde Mart 2025'te yayımlanan ve 75 genç yetişkinin katıldığı randomize bir çalışmada, sukralozlu içeceklerin beyindeki hipotalamus bölgesinde kan akışını artırdığı gözlemlendi. Ayrıca Ağustos 2026'da yayımlanan ve 23 adet randomize klinik deneyi kapsayan sistematik bir derlemede, sukralozun kan şekeri regülasyonu üzerindeki etkilerinin değişken olduğu, bazı bireylerde metabolik tepkilerin farklılaşabileceği ancak bunun DNA hasarıyla doğrudan ilişkili olmadığı belirlendi.
Yüksek Isıda Pişirme ve Güvenlik Belirsizlikleri
EFSA'nın 2026 tarihli incelemesinde tatlandırıcının yüksek sıcaklıklara uzun süre maruz kalması durumunda ortaya çıkabilecek kimyasal belirsizliklere de dikkat çekildi. Fırınlama veya kızartma gibi yüksek ısılı pişirme süreçlerinde sukraloz yapısındaki klorun başka bileşiklerle reaksiyona girebileceği ifade edildi. Bu sebeple kurum, sukralozun fırıncılık ürünlerindeki genişletilmiş kullanım taleplerinin güvenliğini henüz onaylamadı. Bilim insanları, tatlandırıcının günlük standart kullanımında genotoksik risk bulunmadığını, ancak ısıl işlem ve yan bileşenlere dair araştırmaların sürmesi gerektiğini vurgulamaktadır.
| Değer | Dönem | Ölçüm |
|---|---|---|
| 0.67 % | 2023 | Ticari sukraloz örneklerindeki sukraloz-6-asetat konsantrasyonu |
| 0.15 mikrogram/kişi/gün | 2023 | Genotoksik maddeler için toksikolojik endişe eşiği |
| 15 mg/kg vücut ağırlığı/gün | Şubat 2026 | Kabul edilebilir günlük alım miktarı (ADI) |
| 110 adet çalışma | — | FDA güvenlik değerlendirmesinde incelenen çalışma sayısı |
| 75 kişi | Mart 2025 | İştah araştırmasına katılan genç yetişkin sayısı |
| 23 adet klinik deney | Ağustos 2026 | Kardiyometabolik etkileri inceleyen randomize çalışma sayısı |