Tarım Portalı
Tarımın doğru adresi

Dünya beşten büyük, adalet herkese lazım

· Halil ETYEMEZ

Dünya beşten büyük, adalet herkese lazım

Bir dünya düzeninin adaleti, en güçlü ülkeye ne kadar hareket alanı açtığıyla değil, en savunmasız insanı ne kadar koruyabildiğiyle ölçülür. Karar masalarında sözü geçmeyen bir halkın, yıkıntılar arasında çocuğunu arayan bir annenin, geleceği başkalarının hesabına bağlanmış bir neslin güvenliği… Uluslararası sistemin gerçek başarı ölçüsü budur. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın Birleşmiş Mi

Bir dünya düzeninin adaleti, en güçlü ülkeye ne kadar hareket alanı açtığıyla değil, en savunmasız insanı ne kadar koruyabildiğiyle ölçülür. Karar masalarında sözü geçmeyen bir halkın, yıkıntılar arasında çocuğunu arayan bir annenin, geleceği başkalarının hesabına bağlanmış bir neslin güvenliği… Uluslararası sistemin gerçek başarı ölçüsü budur.

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler kürsüsünden yinelediği “Dünya beşten büyüktür” çağrısını bu ölçüyle okumalıyız. Bu çağrının taşıdığı reform talebi, insanlığın ortak geleceğinde kimin söz sahibi olacağı meselesini önümüze koyuyor.

Kanaatimce buradan çıkaracağımız en önemli sonuç şudur: Adalet talebinin samimiyeti, önerdiğimiz kuralın kendi gücümüzü de sınırlamasını kabul ettiğimiz yerde başlar.

Kendimiz için istediğimiz güvenliği başkası için de istemeliyiz. Dostumuzun ihlaline de itiraz edebilmeliyiz. Bir çocuğun yaşama hakkını devletlerin yakınlığına, ittifakların hesabına, kimliğine veya inancına göre değerlendiremeyiz. Aksi hâlde değişen yalnızca ayrıcalığın sahibi olur.

Bu nedenle daha adil bir dünya arayışını somut sorumluluklara dönüştürmeliyiz.

Öncelikle, karar vermemenin de hesabı sorulmalıdır. Uluslararası bir kurumun hareketsizliği insanların hayatını etkiliyorsa, o sessizlik tarafsız sayılamaz. Sivil kayıpların önlenmesine yönelik girişimleri engelleyen ülkeler, gerekçelerini ve önerdikleri çözümü dünya kamuoyuna açıklamak zorunda olmalıdır. Her engellemenin ardından bağımsız bir insani etki raporu yayımlanmasını öneriyorum. Böylece diplomatik kararların insan hayatındaki karşılığı görünür hâle gelir.

İkinci olarak, insan hayatını koruyacak bir asgari müşterekler güvencesi oluşturulmalıdır. Çocukların korunması, hastanelerin çalışması, temiz suya erişim ve insani yardımın ulaştırılması için önceden belirlenmiş, denetlenebilir müdahale ve yardım mekanizmaları kurulmalıdır. Her krizde aynı temel ihtiyaçlar için yeniden siyasi rıza aranması, kaybedilen zamanı insanların ömründen almaktadır.

Üçüncü olarak, uluslararası kurumların başarısını ölçme biçimimiz değişmelidir. Kaç toplantı yapıldığı kadar, kaç insanın güvenliğe kavuştuğunu da sormalıyız. Verilen yardım sözünün ne kadarı yerine getirildi? Kaç çocuk okuluna döndü? Hangi tehlike büyümeden önlendi? Dünyanın bir insani sonuç bilançosuna ihtiyacı var.

Dördüncü olarak, barışın toplumsal temelini güçlendirmeliyiz. Emeğinin karşılığını alamayan, eğitimden mahrum kalan, ülkesinin kaynakları üzerinde söz sahibi olamayan insanların geleceğe güvenmesini nasıl bekleyebiliriz? Ortak kalkınma, adil çalışma şartları ve bilgiye erişim, barış politikasının merkezinde yer almalıdır.

Bir öğretmen olarak şuna inanıyorum: Çocuklar adaleti, yetişkinlerin yaptıklarından öğrenir. Sınıfta hakkaniyeti anlatırken dünyada güçlünün her şeyi yapabildiğini gösterirsek, gelecek nesillerin hukuka güvenini kendi ellerimizle aşındırırız.

Öyleyse çağrımız açık olmalıdır:

Hiçbir devlet hesap vermekten muaf tutulmasın. Hiçbir halkın güvenliği pazarlıkta unutulmasın. Hiçbir çocuğun hayatı karar masasında bekletilmesin. Gücü kullananın sorumluluğu, sahip olduğu imkânla birlikte büyüsün.

Türkiye’nin bu çağrıya öncülüğü, savunduğu ilkelerin herkes için uygulanmasını ısrarla istemesiyle kalıcı bir değer kazanacaktır.

Dünya beşten büyüktür. Adalet ise onu talep edenlerin kendi çıkarlarından da büyük tutabildiği gün herkesin güvencesi olacaktır.
Hakkınızı helal ediniz.
Allaha emanet olunuz.

English